Bizimki gibi bir zamanda -anlamsızlık çağında- eğitimin birincil görevi gelenekleri ve bilgiyi aktarmaktansa, insanın vicdanını geliştirmek olmalıdır; vicdan, insanın, geleneklerin ve değerlerin eksilen etkisine rağmen anlam bulabileceği tek becerisidir.
Mutluluğa engel, bizzat mutluluk arayışıdır. Mutluluğun peşinden koşulmaz. Bir şeyin neticesi olarak ortaya çıkması gerekir. Mutluluk, varoluşun kendini aşmanın bir yan etkisi olarak sadece bir yan ürün olarak mümkündür. Kişi anlam arayışını tatmin ettiğinde ya da bir başkasını sevdiğinde mutluluk kendiliğinden ortaya çıkar. Öte yandan insan, mutluluğu bir hedef olarak belirledikçe, hedefi tutturmasi zorlaşır.