Kitap, Sokrates'in idamdan önceki savunmasını, daha doğrusu son öğütlerini, ve belki de insanlığa iz bırakacak, düşündürecek, etkisini böyle büyük bırakacak, tüm insanlığı, ihtidarı böyle güzel yansıtacak öğütlerini içeriyor. İnsanlığı bu kadar güzel yansıtan, demem de boşuna değil. Bir toplumun, toplum başının, veya herkesin işine neyin gelip neyin gelmediğini ne denli sık düşündüğü, yalnızca buna göre hareket etmek isteyip yalnız bunu dinlemelerini okuyoruz. İnsanlığın acımasızlığını, bilgi diyip bilgiden, düşünenden, uğraşıp didinenden, kendi çıkarlarına ters düşenden ne denli korkup, düşüncenin değişmesinden ne derece sıkıldığını, ve gerekirse bunun için her türlü yöntemi denemekten kaçmayacaklarını okuyoruz. Evet. Sokrates içindeki sesi, bizim vicdan diye adlandırdığımız sesi dinleyip kaçmadı. Bu da nadiren görülen durumları temsil edebilir. Neden kaçma imkanı olmasına rağmen kaçmadı? En başta vicdanı ve kendisi için olan saygısını yitirecekti. Bundan sonra yaşaması onun için daha iyi mi olacaktı? Bunu anlamak için Sokrates gibi geniş bir bakış açısıyla bakmak gerekiyor fikrimce. Ona göre bilinmeyen bir şey kötü değildir. Sadece insanlığın özellikle bilinmeyen durumlar başta olmak üzere tüm durumları oldukça abartma potansiyelini düşünerek, ölümün de bunların bir ürünü olduğunu düşünüyordu. Tüm kısımların beni etkilediğini fakat ölüm üzerine düşünmemi daha iyi ifade ettiğini söylemeden edemeyeceğim.
Düşünen insanlar daima benim için farklı bir yere sahiptirler. Bunun için Sokrates'in bu düşüncelerini mutlaka okursanız size değerli şeyler katacaktır. Düşünmek, bilgiye giden en değerli yollardandır. Fakat senden farklı düşünmeyen, farklı bakış açılarına sahip olmayan insanların düşüncelerini dinleyip değerlendirmezsen bunun hiçbir yararı kalmaz. Bu, sana dış