Nefsini terbiye eden insan, bu tasavvuf felsefesi ve Arabi’ye göre, şeriat (Kurandaki ayetlere, Hz. Muhammed’in sözlerine dayanan kurallar), tarikat (Allaha ulaşma ve Onu tanıma, anlama yollarından her biri), marifet (hüner ve bilgi) ve hakikat (Allah’ı bilmemizi sağlayacak gerçek) kapılarından sırası ile geçer ve en sonunda Allah ile olur, Allaha döner, Yaradan ile yaratılanın bir aradalığına dönüşür.
Yani tasavvufta Vahdet-i Vücutun tanımladığı şeye, Yaradanla yaratılanın tek bir kaynaktan geldiği noktaya döner ve bir olur. Burada bahsedilen, Hallac-ı Mansur ve Seyyid Nesimi’yi ölüme götüren “Ene-l Hak” sözünün doğru yansımasıdır.