" Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz."
Erzurum’da sıcak bir yaz günü ünlü bir usta ile çırağı minare yapımına başlamışlar. Harıl harıl biri bir minareyi diğeri bir minareyi örüyormuş. Usta bir minareye başlamış, çırağı ötekine.
Günler geçtikçe minareler de yükselirmiş. Ne var ki, çırağın yaptığı minare, ustanın yaptığından daha güzel, daha göz alıcı olmuş.
Usta bunun farkına varmış ama ağzını açıp tek kelime söylemeyi de gururuna yedirememiş. Çırak ise, ustasını geçtiğine inanmış. O da anlayamadığı bir gurura, bir büyüklüğe kapılmış.
Bir ara çırak dayanamamış, alnındaki terleri silerek, öteki minarede çalışan ustasına seslenmiş:
- Usta, bana bir su getir!
Bunu duyan ustanın elinden malası düşüvermiş. Gururu incinmiş, gönül kâsesi çatlamış, gözleri bulanmış:
“Usta idim oldum çırak,
At kendini aşağı bırak!”
Diyerek, kendisini aşağı bırakıvermiş.
Bu durumu görüp hatasını fark eden çırak pişman olmuş ve çok üzülmüş. Ustasının arkasından o da kendini minareden aşağıya atmış.
“Çırak iken oldum üstat,
Ne durursun kendini at!”
Diyerek, o da kendini aşağı bırakıvermiş.
Her ikisi de oracıkta can vermişler.
Çalışan işçiler bu olaya çok üzülmüşler ve işi yarım bırakarak gitmişler. Gel gör ki, minareler yarım kalmış. O günden bugüne tamamlanmamıştır.
İkinci rivayeti destekleyen birtakım işçilik farkları bu tarihi yapıda göze çarpmaktadır. Çifte Minareli Medrese'nin sağ yarısı çırak, sol yarısı ise usta tarafından yapılmıştır. Sağ yarısındaki sütunlar, duvar kenarları ve diğer detaylar daha işlemeli ve gösterişli iken, sol yarısı sadedir.
Günümüzde devam etmekte olan tadilat çalışmaları, Evliya Çelebi'nin şu sözlerini doğrular niteliktedir:
"Bu cami tamir edilse küre-i arzda misali bulunmaz bir eser olur."
Yavuz Bahadıroğlu
İnsanlar sevilmek için yaratıldılar. Eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmasıdır.
Cemil Meriç