Rabia

Rabia
𓂀 𓆦 𓋹 A L P H A O M E G A 𓋹 𓆦 𓂀 instagram.com/rabiattepeli?ig...
Öğretmen
Türk Dili ve Edebiyatı
1997
279 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
İlişkisel acının özü şudur: İnsan kendi eksik parçalarını başkasının varlığında tamamlama fantezisine tutunur. Acı, bu fantezi kırıldığında ortaya çıkar. Ve bu kırılma çoğu kez aşk, arkadaşlık veya aile bağında en çıplak hâliyle hissedilir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendinle temasın bir anlığına bozulur. Dünya sana fazla gelir, sen kendine az gelirsin. Gerçeklik seni çağırır ama sen o çağrıya hazır değilsindir. Ve bu kırılma üç düzlemde belirir: 1. Varoluşsal acı, insanın kendisine doğduğu andır. 2. İlişkisel acı, insanın kendini başkasında aramasından doğar. 3. Beden-Hafıza acısı, Acının en sessiz ama en güçlü biçimi. Geçmiş bir deneyimin bugün beden aracılığıyla konuşmasıdır. Bu acı, insanın geçmişle bugünü karıştırdığı yerde parlar. Acı, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin bir anlığına “taşmasıdır.” Taşmanın nedeni ise değişir: • Gerçeklik fazla gelir → taşarsın. • İçindeki ihtiyaç fazla gelir → taşarsın. • Umut ve arzu fazla gelir → taşarsın. • Geçmiş geri döner → taşarsın. Ama her taşma, bir şeyi öğretir: Acı, insanın büyüdüğü yerdir. Çünkü acı bir kusur değil, bir eşiğin işaretidir. İnsan o eşiği geçtiği anda dönüşür.
“Acı, gerçekliğin değil; gerçeklikle kurduğumuz ilişkinin ürünüdür. Ama bu ilişki yalnızca yorumdan ibaret değildir—beden geçmişi, dil ve arzu da acının ortaklarıdır.” Acı, tek bir duygu değildir; bir ilişki biçimidir. Çünkü acı, aynı anda beş farklı alana temas eder: 1. Gerçekliğe → dış dünyanın bize dokunuşuna 2. Geçmişe → beden hafızamızdaki eski izlere 3. Yoruma → bugünün anlamlandırmasına 4. Dile → acıya verdiğimiz isim ve anlatı biçimine 5. Arzuya → aslında olmasını istediğimiz şeye İnsan acıyı, bu beş alanın kesiştiği o hassas noktada yaşar. Bu yüzden acı ne sırf gerçektir, ne sırf yorumdur; ne yalnızca bedendir, ne yalnızca arzudur. Acı, bütün bu katmanların birbirine değdiği anda ortaya çıkan bir ilişki olayıdır.
Aristoteles der ki: İyi, alışkanlıkla oluşur. Bir kere iyi olmak kimseyi erdemli kılmaz; erdem süreklilikle kurulur. Erdem = tekrar + süreklilik + içselleşme.
“A part of you is completely unexplored until you meet a particular person.”