“Bir ülkeyi yönetmeye çağırılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?“ sorusuna Konfüçyüs şöyle cevap vermiştir:
“Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Şöyle ki: Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa, yapılması gereken işlemler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılamazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içinde düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, dil çok önemlidir!”
Ezop’un meşhur dil hikayesini hatırlayalım:
“En iyi ile kötüyü bünyesinde toplayan tek uzuv, dildir. Dil döndükçe öğretilir, muhabbet telkin eder, azim, şevk ve iman verir. Madalyonun ters tarafı da vardır. Aynı dil, zem eder, yalan söyler, iftira eder. Çünkü o, iyilik ve kötülüğü, hücrelerinde beraber barındıran beynin ifade vasıtasıdır.“