"mevsimler gelip geçmişti. kabil'de cumhurbaşkanları yemin etmiş, öldürülmüştü, bir imparatorluk çökmüştü, eski savaşlar sona ermiş, yenileri çıkmıştı. ama meryem doğru dürüst ayrımsamamış, neredeyse hiç umursamamıştı. bütün bu yılları, zihninin tenha bir köşesinde geçirmişti. kuru, çorak bir arazide arzulamanın ve dövünmenin uzağında, hayallerin ve hayal kırıklıklarını ötesinde. orada geleceğin hiçbir önemi yoktu. geçmişse yalnızca tek bir dersi içeriyordu: sevgi insana zarar veren bir hatadır. işbirlikçisi yani unutsa tehlikeli bir yanılsama. dolayısıyla bu iki zehirli çiçek meryem'in zihnindeki o kuru, kavruk arazide ne zaman sürgün vermeye yeltense meryem onları kopardım attı. çekip koparmış, toprağa tıtınmalarına kalmadan kökünden sökmüştü."
hosseini, khaled, bin muhteşem güneş, everest yayınları, istanbul, 2014.
"kapanmaya görsün bir kez gönül kapısı,
göz kapısı açık kalsa kim bakar?"
ergülen, haydar, üzgün kediler gazeli, kırmızıkedi yayınları, istanbul, 2015.
"pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, mutlaka bir kadını gösterir. her zaman. bunu hiç unutma meryem."
hosseini, khaled, bin muhteşem güneş, everest yayınları, istanbul, 2014.