" Ey ruhum, günün birinde gerçekten de iyi, sade, yalnız başına, tüm çıplaklığınla seni kuşatan bedenden daha görünür olacak mısın? Günün birinde sevme zevkini ve aşık olmanın doğasını tadacak mısın? Günün birinde tatmin olmuş, hiçbir şeye gereksinim duymayan, hiçbir şeyi istemeyen ve zevk bulacağın canlı veya cansız hiçbir şeyi arzulamayan biri olacak mısın? Hiçbir zaman bu eğlenceler için herhangi bir yerde daha uzun zaman, daha uygun bir yer, ülke, ılıman bir iklim ya da sana daha yakın olan insanlar istemeyen birisi olacak mısın? Şu anki durumdan hoşnut olacak mısın, sahip olduğun her şeyden haz duyacak mısın? Tanrıların sana verdiği her şeye razı olacak, senin için iyi olan her şeyin onlar için de iyi olduğuna ve olacağına İnanacak mısın? Tanrıların kendisiyle aynı doğaya sahip olan başkalarını yaratmak için çözülüp ayrışan her şeyi yaratan, bir araya toplayan, kucaklayan o harika, iyi, adil varlığı korumak için gereken her şeyi vereceğine ikna edecek misin kendini? Günün birinde tanrılar ve insanlarla onları hiç suçlamadan, hiç kusur aramadan birlik olacak mısın? "
" Hepimiz aynı amaç doğrultusunda birlikte çalışıyoruz, bazılarımız bilinçli olarak, bazılarımızda bilinçsiz bir şekilde, galiba Herakleitos'un, "Uyurlarken bile evrende var olan her şey için birlikte çalışırlar," dediği gibi. Herkesin, hatta sürekli şikayet eden ve olup bitenlere direnmeye, engel olmaya çalışanların bile evrendeki her şeye katkıları vardır.
Çünkü evrenin böylelerine de ihtiyacı vardır. Hangi tarafta yer alacağın sana kalmıştır. Her şeyi yöneten senden en iyi şekilde faydalanmayı, kimlerin arasına koyacağım bilir. Fakat dikkat et, Khrysippos'un dediği gibi "oyunun en saçma ve gülünç dizesi" durumuna düşme. "