0dan1H

0dan1H
@TrenT
Kayıt defterim… başka bir şey değil
" Hepimiz aynı amaç doğrultusunda birlikte çalışıyo­ruz, bazılarımız bilinçli olarak, bazılarımızda bilinçsiz bir şekilde, galiba Herakleitos'un, "Uyurlarken bile evrende var olan her şey için birlikte çalışırlar," dediği gibi. Herkesin, hatta sürekli şikayet eden ve olup bitenlere direnmeye, engel olmaya çalışanların bile evrendeki her şeye katkıları vardır. Çünkü evrenin böylelerine de ihtiyacı vardır. Hangi tarafta yer alacağın sana kalmıştır. Her şeyi yöneten senden en iyi şekilde faydalanmayı, kimlerin arasına koyacağım bilir. Fa­kat dikkat et, Khrysippos'un dediği gibi "oyunun en saçma ve gülünç dizesi" durumuna düşme. "
Reklam
"Bedenin bu hayatta direnirken, ruhunun pes etmesi yüz kızartıcıdır."
"Herhangi bir şeyi yapmak sana zor geldiğinde, bunu insanın yetersizliğine verme; insanın yapabileceği bir şeyse sen de yapabilirsin."
" Bir işi yaparken soğuktan titremeye ya da sıcaktan bunalmaya, uykulu olmaya ya da uykunu almış olmana, kötü laflar ya da övgüler duymaya, ölmeye ya da başka bir şeye hiç aldırış etme. Çünkü ölmek de yaşamdaki bir eylem­ dir. Bu yüzden de "şu andan en iyi şekilde yararlanmamız" yeterlidir."
"Sabahları kalkmayı canın istemedikçe şunu hatırla: "İnsanlık görevi için kalkıyorum." Eğer bunun için doğduy­sam, bunun için dünyaya gönderildiysem neden huysuzlanı­yorum? Çarşaflara örtülere sarılıp kendimi ısıtayım diye mi yaratıldım? "Fakat bu daha keyifli." Öyleyse keyif çatmak için mi dünyaya geldin, eyleme geçmek, çaba harcamak için değil mi yani? Bitkilerin, küçücük kuşların, karıncaların, örümceklerin, arıların üstlerine düşen her şeyi yaptıklarını, ellerinden geldiğince dünyanın düzenine katkıda bulunduk­ larını görmüyor musun? Ve sen insanların görevlerini yerine getirmesini istemiyorsun öyle mi? Kendi doğanın sana bu­ yurduklarını yapmakta acele etmeyeceksin öyle mi? "Fakat dinlenmem gerek." Tabii ki, benim de dinlenmem gerek. Yine de doğa yemek, içmek gibi bunun da ölçülerini ve sınır­larını belirlemiştir, oysa sen yararlı dinlenme ölçüsünü aşı­ yorsun. Fakat eyleme gelince gereğinden azını yapıyorsun, hatta payına düşen ölçünün altında kalıyorsun. Aslında sen kendini sevmiyorsun; sevseydin doğanı ve doğanın gereğini de severdin. işlerini seven insanlar, çalışırken yemek yeme­ yi, yıkanmayı dahi unuturlar. Fakat sen kendi doğana, bir işlemecinin işlemesine, dansçının dansa, paragözün paraya, kendini beğenmiş birinin küçücük şöhretine verdiğinden daha az değer veriyorsun. Ve böyle insanlar ne olursa olsun işlerine karşı tutkulu bir sevgi beslerler; yemek yemeyi, uyu­mayı unuturlar ve zamanlarını harcadıkları işleri daha da ileri götürmek isterler. "