Sıradan bir okur olmakla birlikte 1000kitap uygulamasının, inceleme"nasıl olmalıdır?" minvalindeki kısa bilgilendirici yazısına bir not düşmek istiyorum.
Eleştirmenlik vasfına sahip olmadığımızı bilmekle beraber her yazarin birtakım kişilere,edebiyat literatüründe otorite sayılan-tabi böyle bir otorite varsa- isimlere verdiği haraç eleştiridir. Biz,edebiyat kuramlarından,karakter analizinden,kurgu ve biçemden,romanın sosyal yapıyla ve tarihle olan ilişkisinden bihaber olanlar için edebiyat eleştirisi kılavuzdur. Bu kılavuzu kullanmak ve alintilamak için izne gereksinim duyulmaz,zira yazılan her metin bir kimsenin sahiplenici elinin golgesi altında değil, evrensel elin sahiplenici gölgesinde korunur. Özgün cümlelerle betimlenecek olan şey yalnızca o eserin iskeleti olacak ve bakana bayağı bir tiksinti vermekten başka bir işe yaramayacaktır.
Evvela bu hikayenin gerçekliğine ilişkin bir şüphe olmamalı. İsimler,yerler değiştirilmiş lakin olayın hayattaki ayrıntılı özüne dokunulmamış. İç mantık yegane önemsedigi şeydir. Üslubu için Çin işkencelerine katlanır. Titizlik,yenilik meraki aklını tıkarsa kaçar. Bazen altı haftada yazar bazen iki haftada. Madam Bovary bir kez yazılmış ve 5 yıl gerekmiştir.
Realist olmaktan nefret eder ve bu nefretle yazar. Hayatın birebir temsili,alisildik kahramanın kaldırılması,yazarin saklanması temel kaygısıdir. İki uzak kasaba arasındaki mesafeyi kendisi yaşayarak gidip görerek olçecek kadar gerçeğe düşkünlük sergiler.
Sevgi ve merhamet eksikliğini bulmak için Wilde olmaya gerek yoktur. O deterministtir,kafası uğruna kalbinden vazgeçmiş,dilin sınırlarında durmadan katlandığı güç begenirligiyle yazmaya çalışmıştır.
"Kitapları hazmetmeden veya hazmedilemeyecek çağlarda okumanın ezeli kadın ornegi Emma Bovary'dir. Hayalindeki hayatı