Yiyorum, içiyorum, uyuyorum, gezmeye çıkıyorum. Ama birden keyfim kaçıyor, bir boşluk duyuyorum...
Bazen kendimi bulduğum bazen kızdığım bir karakter oblomov.. Tam diyorum atak yapacak her şeyi yoluna koyacak… yine aynı yerde! Bu gelgitler, karar verip vazgeçmeler, tekrar yeniden yaşamaya başlamalar… Sinirleniyorum. Sonra düşünüyorum acaba kendimize mi kızıyoruz?
Okuduğum çok fazla ilginç kitap oldu ama bu bambaşka bir deneyim oldu benim için.
Okudukça ders aldığım, hak verdiğim, doğru ya da yanlış yaptığımı sandığım her duyguyu her eylemi aynı anda hissettiğim bir kitap.
Normalde kalın kitaplar insanı bir süreden sonra sıkmaya başlayabiliyor. Fakat bu kitap o kadar akıcı bir dile sahip ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Ama kendi oblomovluğumuzdan mıdır yoksa kitabın oblomovluğundan mı bilinmez, okurken de oblomovluk yapmıyor değildim:)