Oysa ben Tanrı’yla bozuşmuşum. Bana acı veren yalnız bu… Ya gerçekten yoksa Tanrı? Ya bu düşünceyi insanların yarattığını söyleyen Rakitin haklıysa? Tanrı yoksa, yeryüzünün de uzayın da başı insan demektir. Oo, iyi be! Yalnız Tanrı’sız erdemli olabilir mi insan? Sorun! Hep onu düşünüyorum. Böyle olunca kimi sever insan? Kime şükredip övgülerini yollar?..
Şu anda ve her zaman ‘varım’ diyebilmek için dünyanın bütün acılarına göğüs gerebileceğimi sanıyorum. Çeşit çeşit acı içinde ‘varım!’ diyeceğim; işkenceden kıvranırken gene varım!… İbret direğinde de, ‘varım;’ güneşi görüyorum, görmesem de varlığını biliyorum. Güneşin varlığını bilmek bile yaşamaktır.
‘Rus öğrencisine, şu âna kadar en küçük bilgisi olmayan yıldızlarla dolu bir gök haritası gösterin… Ertesi gün bunu size, üzerinde düzeltmeler yaparak geri verecektir…’ Alman’ın Rus öğrencisi için söylemek istediği şu: Bilgiden yana sıfır oldukları halde alabildiğine bir kendini beğenmişlik…”