"'Jodie, belki de şu an yorgunum. Hatta tükenmiş durumdayım. Lütfen, bütün şu olup bitenleri atlatmam - duruşma, hapis, idam edilme düşüncesi - ve bunu tek başıma yapmam gerek çünkü bildiğim tek şey, tek başıma olmak. Nasıl teselli edilebileceğimi bilmiyorum. Bu konuşmayı yapmak için bile fazla yorgunum. Ben...' Sesi kısıldı."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Tate, dinle beni. Yıllar boyunca insanlarla beraber olmanın hasretini çektim. Birinin yanımda kalacağına, gerçekten arkadaşlarım ve ailem olacağına cidden inanmıştım. Bir grubun parçası olacağıma... Ama kimse kalmadı. Ne sen ne de ailemin herhangi bir üyesi. Şimdi, en sonunda bununla baş etmeyi ve kendimi korumayı öğrendim. Ancak bunun hakkında şu an konuşamam. Beni görmek için buraya gelmene gerçekten minnettarım. Ve belki bir gün arkadaş olabiliriz ancak ileride ne olacağını düşünemem. Burada, bunu yapamam."
"Kitapta dişiler için bir teselli okudu. 'Doğa, dürüst olmayan sinyaller gönderen ya da bir dişiden diğerine koşan erkeklerin neredeyse her zaman, yalnız kalmasını sağlayacak kadar gözü pektir.'"
"İstanbul'da ünlü Sultanahmet Camisi'nin çok yakınında ucuz bir otelde kalıyordum. Her sabah beşte ezan sesiyle uyanıyordum. Aşağıda, sokaklarda, eski İstanbul'un diğer simgeleri, Kapalıçarşı, hamamlar ve gökyüzüne uzanmış sayısız minare vardı. Bu manzaraların arasına Marlboro, Levis ve Renault reklamlarının panoları karışmıştı. Aynı oluşumu Pekin, Moskova, Bangkok ve Berlin'de görüyoruz. Televizyon ve reklamları izleyen yeni tüketiciler, zengin Amerikalılar'ın nasıl yaşadığını çok iyi biliyorlar ve aynı yaşamı kendileri için istiyorlardı."
"Churchill'den bu yana görüşler nasıl da değişmişti! Birçok çağdaş çevreci için "teknoloji" adeta bir küfür sözcüğüydü. Onlara göre, Hiroşima, asit yağmuru, uydular ve otobanların devri olan yirminci yüzyılda, teknolojinin iki ucu keskin bir bıçak olduğu kanıtlanmıştı. Refah ve rahatlıkla birlikte, yaşamı tehdit eden kirlilik, günlük yaşamın insanı sersem eden hızı ve nükleer savaş korkusu da gelmişti. Sorunun kökeninde çağdaş insanın teknoloji sayesinde doğadan ayrı ve doğaya üstün bir konumda yaşayabileceği, yani Churchill'in dediği gibi "cangılı ehlileştirebileceği", mağrur inancı yatıyordu."