Dogrusu şu ki, ruhum bomboş kalmıştı. Gözlerimin yaşarmaması için kendimi zorluyordum.
Adam'ın sesi içimde usulca dedi ki:
"Güneşe bak Zezé, güneşi uyandıralım."
"Senin güneşin hüzünlü Zezé. Yağmur yerine gözyaşlarıyla kuşatılmış bir güneş. Sahip olduğu gücü, yeteneklerini henüz kavrayamamış bir güneş. Senin bütün
anlarını henüz güzelleştirememiş bir güneş. Küçük, biraz mızmız bir güneş."
"Yapmam gereken ne?"
"Pek az şey. iste yeter. Ruhunun pencerelerini aç, bırak nesnelerin ezgileri içeri dolsun. Sevgi dolu anların
şiiri."