“Bu roman, daha çok, sessizce katlanılan bir acının ifadesidir…” diyor Bozorg Alevî, kitabın sonunda yer alan yazısında. Ve kitabın başında ise Sadık Hidayet’in kendisi “Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.” der. Kitabın kahramanlarının hepsinin aynı kişiye çıkması, hayal ve gerçeğin bu kadar karışması, zamanın içinde kaybolması ve yazarın bunu bu kadar ustaca ve hissettirerek aktarabilmesi, benim zihnimde, psikiyatrik bi tanısı olabileceğini uyandırdı. Yazarın intihar ederek hayatına son vermesi ise bu fikri pekiştirdi bende. Ölümle ilgili duygu ve düşünceleri o kadar geçti ki bana, cümleleri kendim kurmuşum gibi hissettim.