__"Sohbet etmenin yalnızca bir alışkanlık değil, bir beceri sayıldığı bu nitelikli ve telaşsız ortamı sevmişti" diyordu kitapta. Bu cümle benım biri ile keyifle sohbet edebilmeye dair bakış açımı anlatıyordu ve bunu okurken farkettim. :) Evet insan ilişkilerinde dostlarımla muhabbetlerimde aradıgım şey tam olarak bu his.
Kitap o kadar akıcı, cümleler çeviri olmasına rağmen o kadar profesyonel ve kelime haznesi öyle geniş ki hayran kaldım. Diyaloglarla ilerleyen kitaplar genelde sıkıcı gelir ancak bu kitapta tatlı yeyip tatlı konusurcasına tatlılıkla okutuyor kendini.
Ayrıca kitapta dikkatimi çeken diğer hususlarda ulusların kendilerine özgü konuşma şekillerine yön veren karakteristik özelliklerine yer vermesiydi. Örn, Amerikalı bir karakteri konusturduktan sonra "Amerikalılar,insanı rencide etmeden küçümseyici sözler söyleyebilme konusunda maharetliler." diyerek o dile ve ırka dair tüyolar vermesiydi.
Bir diğer hususta cümlelere dökemediğimiz duyguları ve tavırların, psikolojik dayanağının analizini içeren cümlelere rastlamamdı. Örn, "Doğaçlama bir akıcılıkla konusuyordu. Tavrı yapmacık olmasa da aslında atmosfer yaratıp konuşmayı yönlendirme niyetiyle sarf ediyordu bu sözleri..." gibi
Kitabın konusu çok güzel ve masalsıydı. Bir yerlerde böyle bır hayat gercekten yaşanıyor mu,öyle bir tapınak var mı bilmıyorum ama eger Conwey kendisine verilen görevi tamamlamak için geri dönebilseydi nelerle karşılasırdı merak etmıyor değilim. Ha bir de Shangri-La'nın akıbetini...__