Kendisiyle uyum halinde olan bir insan, başkalarına dostça yaklaşır, ama gerektiğinde onlara karşı çıkar ve haklarını savunmak için savaşır,bazen ise yalnız kalmayı yeğler.Bu durumlardan hangisini yaşayacağının seçimini o andaki içsel yaşantılarına ya da içinde bulunduğu çevresel koşullara göre yapar. Buna karşılık, insanlar vardır, sürekli başkalarının sevgisini ve onayını kazanmaya çalışır ve bunu yaparken de kişiliklerinden ödün verirler. İnsanlar vardır,diğer insanları sürekli karşılarına alır ve dünyaya karşı sonu gelmeyen bir öfke yaşarlar. Ya da insanlar
vardır, başkalarıyla aralarına görünmez bir engel koyar, onlarla yakın duygusal ilişkiler kuramazlar.Süreklilik gösteren bu üç tür tutumun her birinin gerisinde korku ve kızgınlık duyguları bulunur.
Narsisist kişilerle iletişim kurabilmek oldukça güçtür. Çoğu o anda aklında ne varsa onu konuşur ki bu da genellikle kendisine, duygularına, düşüncelerine ve yaptıklarına ilişkindir. Söylediklerinin karşı tarafta nasıl bir etki yarattığına aldırmadığından ve onların anlattıklarını anlamaya çalışmayarak salt kendi bakış açısından değerlendirdiğinden, böyle bir insanla gerçek bir diyalog kurulamaz.
Yıllardır içimde taşıdığım bu açlık, aslında kendimden ötesini görme arzusuydu. Bunu birçok yoldan denedim ve artık biliyorum: Tek bir doğru yol var, o da Tanrı’dan geçiyor.
Ruh, Tanrı’yı tıpkı sıcak havanın göğe yükselmesi, ırmakların denize akması gibi arar. Ruhun iki gücü vardır: Aramak ve aradığı uğruna mücadele etmek.
Ruh, yolunu asla kaybetmez; tıpkı suyun hiçbir zaman dağa doğru akmaması gibi. Bu yüzden, ne kadar zaman alırsa alsın, bütün ruhlar er ya da geç Tanrı’ya varacaktır.
Anlaşamıyorduk. Neden ayrıldınız? Anlaşamadık. Neden boşandınız? Anlaşamadık. Anlaşamamak çok anlaşılır bir nedendi ayrılmak için ama kimseye bu kadar açıklama yeterli gelmiyordu. Daha geçerli sebepler istiyordu toplum bizden. Hiç değilse şiddetli bir geçimsizlik istiyordu. Oysa şiddetsiz, sessiz bir geçimsizlik de az şey değil ki. Aynı evi paylaşan, hiç konuşmadan, kavga etmeden, birbirine dokunmadan seneler geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi? Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden, ha yavaş yavaş solmasına izin vermişsin.
Sayfa 15 - Doğan Kitap, Çay Bisküvisi, Meltem·Kitabı okudu