Tuba

İnsan ömründe mutlu olunan zamanlar nefesle ölçülür ,günle ölçülmez.”Falanca gün çok mutluydum.” deme gibi bir adet yoktur. “Falanca vakit “ denir . O bir teşehhüt miktarıdır, çok az bir zamandır. Onun için bir nefesçik mutluluk,bütün bir ömrü yaşamaya yeter.
Reklam
Ab-ı hayat dudaktan çıkan bir çift sözdür.
Eğer,Yüce Allah’ın kaza ve kader-i ilahsinin mecrasından zerre kadar inhiraf etmeyişi malum bir şeydir . O halde duanın faidesi ne olabilir? dersen ,bilmiş ol ki dua ile belanın reddolunması ve kalkması da kader-i ilahidendir. O halde dua, belanın kalkmasının sebebidir. Rahmet de celbesicisidir. Nitekim kalkan, gelen okları geri çevirmeye , su da yerden biten otların bitmesine sebep oluyor. Nasıl ki kalkan,atılan oku geri gönderdiğinden okla tepişiyorsa ,aynen dua da bela ile boğuşup çarpışmaktadır. Allah’ın kazasına razı olmak, sebebe müracaat etmeye be tedbir almaya engel değildir. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Tedbirinizi alın” (Nisa,71)
“Ey Allah’ım! Sence en sevimli bulunan saatte beni uyandır. Manen sana yaklaştıracak olan sence en sevimli amellerde beni çalıştır. Öfkeden beni uzaklaştır. Senden istiyorum, sen bana ver. Senden af talep ediyorum,beni bağışla . Seni çağırıyorum,duamı kabul eyle.”
“Ey Allah’ım ! Kalbimde nur kıl. Dilimde nur… Kulagımda nur, gözümde nur,arkamda nur ,önümde nur, üstümde nur kul. Ey Allah’ım! Bana nur ver.”