“Karıncalara kireç uygulayarak bertaraf edemezsin.Buna izin yoktur “demek değildir.soran da cevap veren de bilir Ki bunu yapmak caizdir, izin vardır.Ancak Şeyhülislam,Padişah’a der ki “evet helaldir,amma hesaba da çekilirsin,zaten malum değil midir ki helale hesap, harama azap !”
Kanuni Sultan Süleyman Topkapı Sarayı bahçesi karıncalarından çok miktarda görür bunlardan kurtulmak üzere çare araştırır ve ağaç diplerine kireç dökülürse meselenin çözüleceğini öğrenir.Lakin yine de ilim ehlinden izin almak ister.Çok fazla gazel sahibi şaire sorar. Sultan sualine cevap Der ki;
Dırahtı ger sarmış olsa karınca
Zarar var mı karıncayı kırınca
Yarın Hakkın divanına varınca
Süleyman’dan hakkın alır karınca...
Kimi ar,ar dedi kadd-i dildara kimi Elif,
Cümlelerin maksudi bir amma rivayet muhtelif.
(Yarin muhteşem endamını görünce kimi çınar
ağacına,kimi elif harfine benzetir.Aynı şeyi söylemek istiyorlar elbette ama üslup alimde başka cahilde başka..Herkes meşrebince ifade ediyor, öyle ya ;
Üslub-i beyan ,ayniyle insan ! )
Heman ağlayı geldim aleme ağlayı gittim ben
San ol nilüferim kim suda bittim suda yittim ben...
(Yani dünyaya gelirken ve giderken ki dökülen göZyaşlarını işaret eder,suda yaşayan Ölen Nilüfer’e benzetir)
Geç gelir tez gider deyu Sefa çekme keder
Alemin hali budur böyle gelir böyle gider..
(Alem içinde bulunduğumuz dünya hayatında Safa geç gelir,tez gider.Halbuki elem;sıkça uğrar biraz da zor gider)