Mezar anıtları seviyorsanız, mezarlığa gidin. Ben ölülere değil, dirilere geldim. Ölümün ve toplumsal çöküşün pençesinden kurtularak manevi uyanışa yelken açmaya çağırıyorum onları.
...Hayatı kırıp döken asalaklardan değil, onu inşa eden ve güzelleştiren insanlardan olun.
Siz ne yapıyorsunuz? Neden hiçbir şey yapmıyorsunuz? Neden hayatı daha yaşanabilir kılmak için çalışmıyorsunuz? Neden bir asalak, bir soyguncu gibi yaşıyorsunuz? Hiç utanmıyor musunuz? Hayatı yeniden inşa edebilen bir sanatkâr olabilirdiniz. Ama siz bir solucan gibi yerlerde sürünerek dünyayı bir pislik yığınına çeviriyoruz.
Herkes yaşam koşullarının ağırlığından, karşılaştığı zorluklardan ve hayatın düzensizliğinden bahsedip yakınıyor. Fakat hayatı düzene sokmak ve daha yaşanılır kılmak için kimsenin bir şeyler yaptığı yok.
Her meslekte olduğu gibi öğretmenler arasında da ruhen eğitimi olmayan pek çok kişi var. Onlar gündelikçi bile değiller. Onlar, mesleklerini sevmeyen, varlıkları öğretmenliğe hakaret olan çiftlik işçileridir. Böylelerine dostça nasihatım şudur: Okulu bırakın!