Öyle anlar yaşanır ki pes etme noktasına gelirsin. İşte tam o vakit durup düşünürsün; pes edişim düşmanları mı sevindirir. O zaman tek seçenek kalıyor, direnmek.
O anlarda minibüsteki herkes susup pürdikkat Gıyasettinin kederli sesine kulak veriyordu. Köyünü anlatıyordu Gıyasettin; dağları, vadileri, rüzgârı, atları, aşkları, ayrılıkları, acıları... Her stran okunduğunda minibüsün içini hüzün kaplıyordu, konuşunca büyü bozulacakmış gibi hiç kimse uzun süre çıt çıkarmıyordu...