Yolda oynayanda kapar gelin ederler dokuz yaşında kızı. Ak ne , kara ne bilmezken , kofiyi giydirirler başına . Avrat olur , ana olur , dahası , erinin yedi sülalesine kul olur. Ekmekten çok dayak yer. Kocası döver , kaynanası döver , görümü döver , kaynı döver. Koca evinde gelini dövmek helal. Tüm kabahatler gelinin. Aş pişmeyende iş bitmeyende , suç kimin olursa olsun , dayağı gelin yer . Çok döllenmek , az döllemek kabahat. Urçan çıkmak büsbütün kabahat. Dölünü sevmek , okşamak kabahat. Ağzını açıp şu da demek kabahat. Kabahat olmayan yok geline. Canına tak diyenin , babaevine kaçması da suç. Bu kez anası babası döver gelini, yüz geri çevirirler. Koca evine dönende , dayak daha bir helal olur . Dünyaya geldiğine pişman ederler gelini. Bu hakaretlere dayanan dayanır , otuzuna varmaz koca avrat olur . Dayanamayan kendini ırmağa atar kurtulur.
220720
İki günde bitirdiğim bazen heyecan, bazen merak ve çokça hüzün yüklü bir kitap. Bir evladın babasına karşı vefasını sevgisini en güzel şekilde anlatıyor ,
Hasan Ali Hoca’nın kalemine sağlık.
Kolum kanadım , çok sevgili Zeliş’im,
İnsan önce üzülmeli ki sonra sevinsin. Sevincinin kıymetini daha çok anlasın. Anladım ki benim kolum kanadım sizmişsiniz. Mektubunuzu alıncaya kadar ölü gibiydim. Dünden beri kımıldamadan yattım. Gözlerimi sizin çardaktan ayırmadım. Deli miyim? Nasıl böyle kötü şeyler düşündüm. Mektubunuz beni diriltti. Şimdi akşam rüzgarının çıktığını duyuyorum gene. Beni boğan o hava dağıldı. Gökyüzü açıldı. Ağaçlar , tarlalar sizin tarafa baktıkça bana doğru koşuyorlarmış gibi geliyor. Ben de koşmak istiyorum. Anam gelsin sizi istesin mi ? Yoksa el ele ele verip dağlara mı düşeceğiz.