Hamile bir kadının bir canlıya zarar verdiğini gördünüz mü hiç? O yavru ana “rahmi”ne düştüğü gibi, bu tecelli yoğunlaşıyor ve anne adayını adeta bir yufka yürek kılıyor. Evet nedeni hormonlar.. fakat O, hormonların da Rabbi değil midir? Yalnızca dişide bir canlı oluşturabilecek bir organ var ve adı “rahim”. Bu isim Arapça’dan dilimize geçmiştir ve tabii ki tesadüf değildir. Cenab-ı Hakk’ın “Rahîm” esması, merhameti ifade eder. Âlimler derler ki, merhamet yaratmakla başlar. Çünkü yaratmak zorunda değildi. Sevdi, merhamet etti, yarattı.
Çocuğumuzun da bir yolu var. Yanında yürüyebiliriz, elini tutabiliriz ama yolu onun yerine yürüyemeyiz. Bu dünyaya bizi onurlandırmaya, içimizde ukde kalanları yapmaya, ele güne karşı egomuzu tatmin etmeye gelmedi. Biz ikimiz, bütün tavsiyelerin, önerilerin, mükemmel hayatların ötesinde kendi ritmimizle, kendi hüznümüzle, kendi coşkumuzla, bize özel yolumuzu inşa etmeliyiz. Bu çok ama çok büyülü değil mi ?
Rabbimin hikmetleri ne kadar çoktu. Ah biz kullar ! Bir sabretsek, bir boyun büksek, bir karşısında her şey senden Rabbim desek, Hacer gibi susabilsek, onun karşısında irademizi bir toplayabilsek, nefsi ötelesek, verdiğine razı olsak ne çabuk razı ediyor bizi. Rıza itirazı terk etmekti. Razı olunca hemen rahmet gelirdi.
Resulullah (sav) yemek esnasında; midenin üçte birinin yemekle, üçte birinin de suyla dolmasını, kalan üçte birinin de boş bırakılmasını tavsiye etmişlerdir.