Nermin yıldırım'dan "bavula sığmayanlar "
Öncelikle söyleyeyim bu bir öykü kitabı birbirinden bağımsız hikayeler üzerinden bir anlatım var , benim yazardan okuduğum ikinci kitap ama ilkiyle çok alakası yok, yazım şekli olarak bu kitabı bazı öyküleri daha mizahi bazıları daha ciddi bir dille yazılmıştı.
Özellikle ilk anlatılanların tarzı çok güzeldi yer yer gülerek okudum anlatıcının yaklaşımını bize çok iyi geçirmiş diyebilirim.
Hikayeler olaylardan çok karakterlerin psikolojık yönlerine odaklanıyor keza çoğu konuşma iç monolog halinde .Burdan da anladığımız aslında kitabın merkezinde kişinin başta kendisi ,sonra ailesi ve çevresi ile kurduğu ilişki var ,olaylara odaklanmıyor pek yazarımız.
Anlatımında bazı yerler de melankoli bazı yerler de alaycılık var ancak genele bakınca akıcı bir dil okuması kolay ama öykü tarzında olduğu için bana çok hitap etmiyor öykü okumayı çok sevemedim sanırım .
İlk okuyacak olanlar için romanlarıyla başlamak daha iyi olabılır ben" ev" kitabıyla başamıştım sevmiştim .Ama şunu diyebilirim ki yazarın her kitabı bir arayış ya da kendini bulma çabasını barındırıyor.
Kitaplarla kalın
Ayşe Kulin ve yeni kitabı "Aylardan kasım günlerden perşembe"...
Atatürk 'ün hayatını asker ve önder kurucu bir lider rolünden alıp , önce çocuk sonra dost ,aşık ve yalnız bir insan olarak onun gözünden anılarla bolca kendi kişisel yorumunu da katarak okuyucuya sunuyor.
Çocukluk anılarından babasının duruşundan annesinin yalnızlığından kardeşi makbule 'nin genç kızlığından itibaren detaylarla dolu bir kitap .
Kitap adından da anlaşıldığı gibi 10 kasım 'ı arka fonda hep tutuyor .Hayatları Selanik'te çocuk Mustafa ile başlıyor.Daha sonra babalarının kaybı ile başka bir rotaya evriliyor . Annesinin ikinci evliliği, köy ve şehir hayatı arasında gelip gitme. Eğitiminin Şemsi Paşa mektebinden Harp okuluna geçmesiyle idealleri ,disiplini ve bilgiye olan merakıyla bir liderin kişisel hayatını ön planda tutmus yazarımız.
Askeri başarılar ya da savaş yılları anlatılmıyor bu kitapta tamamen insan olan herseyden bağımsız kendi yalnızlığı ile sık sık yüzleşen, seven,sevilen bir adamı anlatıyor. Bir milletin yeniden doğmasını sağlayan fikirlerin nasıl olgunlaştığını ama aynı zamanda bu fikirlerin duygusal ve zihinsel yorgunluğuna şahit oluyoruz.
Hayatta ki hassasiyetleri ,evlatlık çocukları onlar için yapılanlar, vatanseverliğin bunlara etkisi kalp kırıklıkları ve aşkta ki yalnızlığına sıkça değiniyor.
Eleştirel kısma gelirsek ki çok yapmam aslında yine de değinmeden geçemeyeceğim çok fazla kişisel görüş barındırıyor kim kimin fikri anlaşılamayacak kadar hem de ,kitap bana bilmediğim birşey öğretti diyemem, evet olayların arkasında ki hayatı okuduk ,
şahsi hayatına şahit olduk ancak çok kitabi bilgiydi ,çoğu konuya sadece değinerek geçmiş derinlik yoktu yoruma dayalı bilgi ağırlıklı denebilir .Ve bunun için üzüldüm daha derin etkileyici bir kitap
"Ben tarafların anneler ve babalar olduğu bir savaşın içinden geçip gelmiştim.Çok yara almıştım.Mehmet onları bir yara olarak bile görmüyordu. Onun gözünden bir dal çiziği,bir kağıt kesiği ,bir sinek ısırığı gibiydi benim aile yaralarım.Öpünce geçeceğini sanıyordu ..."#