Yürüyüşü sırasında yine aynı şeyi yaptığını fark etti. Güzel bir günü daha geçmiş zamanın sınırları içine bırakıyordu. Geçmiş ve geleceği birbirinden ayıran tek çizgi, İçinde bulunduğumuz andı ve biz çizginin kendisinden çok, onun birbirinden ayırdıkları ile ilgileniyorduk. Belki de hep o çizginin üzerinde durduğumuz için, o bizden bir parça gibi oluyordu oysa geçmiş, uğurladığımız bir misafir, gelecek ise henüz tanımadığımız bir yabancıya benziyordu. İkisi de bizden değildi bizden olmayanlar ise dikkatimizi her zaman daha fazla çekmişlerdi.