Güçlü kadın ve onun gücünden korkmayan erkek.
Bir noktada Bridget tahtı bırakıp bir şekilde kaçacak, abisini ikna edecek veya başka şeyler yaşanacak diye düşündüm. Ben aşkı seçeceğini ve Abd yaşamına dönebileceğini düşündüm. Ama ilerleyen sayfalarda kendi yolunu çizmesi, ülkesini düşünmesi, kendi tarzında gelişmesi ve o noktada aşkın yanında büyümesi.. kitap içerisinde olayların tek düze olmayışı, yol ayrımları, seçişler ve vazgeçişler, tutkunun anlatımı beni bu kitaba bağladı. 3 günde bitirdim. Akşam hemen diğer kitabına geçiyorum. Okuyun, okutun efendim.
Kitap, fani dünyadan Fae dünyasına geçen ikizleri anlatıyor. Sahip olunan elementleri bulma macerası ile Raven Kennedy yorumuyla “karanlık ve kışkırtıcı” bir anlatıma sahip. Elimden bırakamadım 3 günde bitirdim. Kitabın sonunda ikizlerden bize bir güç gösterisi sunulmasını isterdim ama böylesi anlatıma karşı çıkma şansım yok.
Gerçek gücünü bulmaya çalışan kız arkadaşlarıma öneririm :)
Kadın okur açısından sayfalarda yaşamak zor, boğucu havasında nefes almak güçtü. Karanlık bir anlatımı vardı ancak bu, ifadelerden ziyade yaşanılanların aktarımından, gerçekliğinden ortaya çıkıyordu. Dünyanın bir yerlerinde kadınların; düşünemediğimiz, gerçekliğine inanamadığımız hayatlar yaşıyor olması içimi sıkıştırıyor. Bir noktada ‘özgürlük’ dilek oluyor.
Ah üniversite yıllarımda okusaydım ne denli heyecanlanır kendime dünyalar yaratırdım. O Tuğçe hangi karakteri seçerdi acaba? Akıcı, samimi, genç bir kitap. Arada açıp romantik komedi izleyen yanıma bir hediye.
Karamsarlığın, insani çöküşün sayfalar bulmuş hâli. “Japon edebiyatının dev yazarı Osamu Dazai” ile tanışmak için yanlış seçim. Başka bir zaman da denk düşer miyiz acaba?