Tuğçe Karacaoğlu

Tuğçe Karacaoğlu
@Tugcekaracaoglu
Bazen adamı zihni sanki bir nurla aydınlanır. Hemen herkesin başına gelir. Güçlendiğini ya da yanarak dinamite yaklaşan fitil misali hazırlandığını hissedersiniz. Midede bir his, sinirlerde, kolların dirsekten aşağısında bir keyiftir. Deri havayı tadar, derin derin çekilen her nefes tatlıdır. Başlangıcı koskocaman, germeger bir esnemenin zevkine benzer; beyinde çakar ve dünyanın tamamı gözlerinizin önünde ışıldar. Adam hayatının tamamını bir grilik içinde yaşamış olabilir- toprağı, ağaçları koyu ve karanlık. Olaylar önemli bile olsalar, yüzleri seçilemeden, solgun yürüyüp gitmiş olabilir. Ve sonra -nurla birlikte- ağustos böceğinin ezgisi kulağını okşar, toprağın kokusu bir ilahiyle burnuna yükselir, bir ağaç altındaki benek benek ışıklar gözlerini kutsar. O zaman adam dışarı taşar, sel olur, yine de azalmaz. Sanıyorum ki adamın dünyadaki önemi, nurunun niteliği ve niceliğiyle ölçülebilir. Yalnızlık içinde yaşanan bir şeydir, ama bizi dünyaya bağlar. Her türlü yaratıcılığın anasıdır ve her adamı diğerlerinden ayrı kılar. Gelecek yıllarda nasıl olacağını bilmiyorum. Dünyada müthiş değişiklikler oluyor, bazı güçler yüzünü tanımadığımız bir geleceği biçimlendiriyor. Bu güçlerin bazıları bize kötü görünüyor, kendi içlerinde kötü olmasalar da bizim iyi diye bildiğimiz başka şeyleri ortadan kaldırma eğiliminde oldukları için. İki adam tek adamdan daha büyük bir taşı kaldırabileceği doğru. Bir ekip tek adamdan daha hızlı ve iyi otomobil üretebilir; devasa bir fabrikanın emeği de daha ucuz ve daha birörnektir. Besinlerimiz, giysilerimiz ve barınaklarımız hep seri üretimin karmaşıklığı içinde; bütün insanlığı, seri yöntemi düşüncemize de sızarak diğer bütün düşünceleri ortadan kaldırmaktadır. Zamanımızda adeta ya da kolektif üretimimize, siyasetimize, hatta dinimize yayılmış
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Daha dikkatli ol Mike. “Kanunlar korumak için yapılır, yok etmek için değil.”
Alıntı
Cathy başka çocuklardan birçok bakımdan farklıydı, ama özellikle bir şey onu diğerlerinden ayırıyordu. Çoğu çocuk farklı olmaktan nefret eder. Tıpatıp diğerleri gibi görünmek, konuşmak, giyinmek ve hareket etmek ister. Giyimde gülünçlük modaysa, o gülünçlüğü giyememek bir çocuğa acı ve keder verir. Domuz pirzolasından mamul kolyeler kabul görse, domuz pirzolasından kolye takamayan çocuk çok üzülürdü. Topluluğun kölesi olma hali genelde her oyuna, sosyal ya da kişisel her alışkanlığa sızar. Çocukların güvenlik amacıyla kullandığı koruyucu bir boyadır.
Alıntı
Tıpkı fiziksel hilkat garibeleri olduğu gibi zihinsel ya da ruhsal hilkat garibeleri de olamaz mı? Yüz ve beden kusursuz olabilir, ama çarpık bir gen ya da kusurlu bir yumurta fiziksel hilkat garibeleri üretebiliyorsa, aynı işleyiş kusurlu bir ruh üretemez mi? Hilkat garibeleri normal kabul edilenden az ya da çok farklılık gösteren örneklerdir. Nasıl ki bir bebek kolsuz doğabiliyorsa, bir başkası da merhametsiz ya da vicdan potansiyeli olmadan doğabilir. Kollarını bir kazada kaybeden adam bu eksikliğe kendini uyarlamak için büyük bir mücadele verir, ama kolsuz doğan kişi, sadece onu tuhaf bulan insanlar yüzünden acı çeker. Öteden beri kolsuz olduğu için eksikliğini çekmez. Çocukken, kanatlarımız olsa nasıl olurdu diye hayal kurarız, ama kurduğumuz hayalin kuşların hislerinin aynısı olduğunu varsaymak için bir sebep yoktur. Normal olan, bir hilkat garibesinin gözüne korkunç görünür muhtemelen, çünkü her insan kendine normal görünür. İçsel hilkat garibesi için durum daha da anlaşılmaz olsa gerektir, çünkü başkalarıyla kıyaslayabileceği görünür bir şey yoktur. Vicdansız doğmuş bir adam ruhu yaralı adam gülünç görünse gerektir. Bir sabıkalının gözünde dürüstlük aptallıktır. Şunu unutmamak gerekir ki, hilkat garibesi bir farklılıktan ibarettir ve hilkat garibesinin gözünde normal olan korkunçtur.
Alıntı
Yaz mevsimi dağlarda serin, dağlılar da iyilikseverdi, yalnızlık çeken bütün insanlar gibi.
Alıntı