Tuğçe

10/10
·144 syf.··
2025 15. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2025 18:25
Son zamanlarda sosyal medyada, kitapçılarda sıkça karşımıza çıkan ve kısa sürede ciddi bir okur kitlesine ulaşan "Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum", ismiyle bile insanda bir iç sıkışması yaratıyor. Zaten kitabın gücü de tam olarak burada: Hepimizin bir şekilde tanıdığı, ama pek azımızın adını koyabildiği hisleri açık açık ortaya döküyor. Kitap ilk bakışta bir roman gibi duruyor – bunu düşünen sadece sen değilsin. Ancak rafta "kişisel gelişim" etiketiyle yer alıyor. Fakat dürüst olmak gerekirse, bu kitap klasik anlamda bir “kişisel gelişim” kitabı değil. Bir yol haritası çizdiğini ya da çözüm sunduğunu iddia etmiyor. Depresyon, DEHB ve diğer mental bozukluklarla boğuşanlar için sihirli bir reçete vermiyor. Ama belki de ondan daha kıymetlisini yapıyor: “Yalnız değilsin” diyor. Ve bunu büyük, dramatik laflarla değil; kâh sokaktaki sıradan bir insanın diliyle, kâh içten gelen bir iç çekişle yapıyor. Sevenler kendini buluyor çünkü yazar, kendi iç dünyasını olduğu gibi ortaya koyarken bir süzgeç kullanmamış. Yalın, filtresiz ve zaman zaman rahatsız edici derecede dürüst. Özellikle zihinsel sağlık sorunlarıyla baş eden okurlar için bu tür bir temsil, çoğu zaman ilaçlardan bile etkili olabiliyor. Ancak eleştiriler de az değil. Kitabı sevmeyenler daha çok karakterin – yani yazarın kendisinin – davranışlarını, kararsızlıklarını, kendini tekrar edişini ve belki de pasifliğini eleştiriyor. Açık konuşmak gerekirse bu eleştiriler de temelsiz değil. Kitabın bazı kısımlarında "Tamam da, sonra ne olacak?" sorusu cevapsız kalıyor. Yani evet, sorunları anlıyoruz, hissediyoruz ama çözüm? Yok. Çünkü dediğin gibi, çözüm sunma derdinde değil. Bir anlatı bu. Acının, tükenmişliğin, boşluğun anlatısı. Yazarın amacı tam da bu olabilir: Reçete değil, temsil. Ve evet, bu kitap
İnsan ve Duygular
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Tuğçe

, bir kitap okudu
Puan vermedi·72 syf.·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2025 17:43
·
2025 25. kitabı
Diyojen
8.3/10 · 3.091 okunma

Tuğçe

, bir kitap okudu
9/10
·184 syf.·
Beğendi
·
6 günde okudu
·
2025 24. kitabı
Aslı Perker
6.6/10 · 146 okunma
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
229 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2025 20:38
·
Benim için çok çok önemli olan ve beni derinden etkileyen, bütün kadınların okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Aynı zamanda 6 sezonluk ödüller alan dizisi ve bir filmi var. Bir de devam kitabı Ahitler. KIRMIZI ELBİSENİN ARDINDAKİ ÇIĞLIK: “Damızlık Kızın Öyküsü”ne Derinlemesine Bir Bakış Margaret Atwood’un 1985 yılında yazdığı Damızlık Kızın Öyküsü, distopik bir geleceğe dair kurgu gibi dursa da, aslında çok daha yakın ve tanıdık bir kabusun edebi tezahürüdür. Kitap; kadın bedenine, kimliğine ve özgürlüğüne yönelik baskının sistemleştirildiği, totaliter ve teokratik bir rejimin hüküm sürdüğü Gilead Cumhuriyeti'nde geçer. Ama esas sarsıcı olan, Atwood’un bu düzeni kurgularken hiçbir şeyi “icat etmemiş” olmasıdır. Tüm kurallar, cezalar ve ritüeller, tarihten alınmıştır. Bu roman bir uyarı zili gibidir: Geçmişte yaşandı, şimdi yaşanıyor, yarın da olabilir. KADIN BEDENİNİN MÜLKLEŞTİRİLMESİ Romanın merkezinde, adı elinden alınmış, sadece doğurganlığı için kullanılan bir kadın olan Offred (kelime anlamıyla “Fred’e ait”) yer alır. Offred’in yaşadığı şey, bireysel bir dramdan çok daha fazlasıdır; bedenine el konulmuş, anneliği kutsal bir görev gibi değil, bir devlet politikası olarak empoze edilmiştir. Atwood burada net bir mesaj verir: Bir kadının bedeni yalnızca kendisine aittir ve onu araçsallaştıran her sistem, adı ne olursa olsun bir şiddet mekanizmasıdır. DİLSİZLİĞİN DİLİ: SESSİZ ÇIĞLIKLAR Gilead'da konuşmak tehlikelidir. Dil, kontrol altına alınmıştır. Kadınlar okuyamaz, yazamaz; duygularını ifade edecek kelimeleri dahi kullanamaz. Ama Atwood’un dehası burada parlıyor: Offred’in iç sesi, bastırılmışlığın içinden yükselen bir isyan marşı gibidir. Onun sessizliği bile bir başkaldırıdır. Çünkü düşünmek hâlâ serbesttir, en azından şimdilik… Modern Bir
Kadın
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma

Tuğçe

, bir kitabı okumaya başladı
Baltasar Gracian
8.2/10 · 1.366 okunma