Babamın öldüğünü sanmıştım; gene de işte şu büyük, çirkin yuvarlak burunda yaşıyordu. Annem de ölmüştü, fakat bu ince dudaklı ağızda sürdürüyordu yaşamını. Bense yeni elbiselerim ve ayakkabılarımla hep aynı Firdevs’tim.
Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarı bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün bir duvara resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.