...bir yaranın kurumuş kabuğu gibi babasından kopacağını anladığı güne dek, o küçük şişkonun duyduğu her bedensel acıyı hemen kendisinin de duyacağından hiçbir zaman kuşkulanmamıştı.
Sinir sistemi, aşırı duyarlı noktalarda aşırı derecede durgunlaşmış bölgelerin anlaşılmaz karışımından başka bir şey değildi artık. Bu, azmış bir yaranın derinlerde kapanmaya başladığı sırada ortaya çıkan duruma benziyordu.
Yüzünde de vücudunda da granit bir gurur vardı. Bu yüzden her hareketi imkansız bir şeymiş gibi duruyordu. Bir an hareketsiz kalsa, taşa dönüşecek, bir daha kıpırdayamayacaktı sanki ihtiyar.
Zayıf atlar, suya yalnızca dudaklarını değdirirlerdi. Oysa iyi bir at, tüm burnuyla suyun altına sokar, yalnızca soluk alacak yer bırakırdı yukarıda...