Çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. Işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. Gözlerime doğan bir yıldız.
Alev alev değil, korun kendisi olacağım ve sadece sen yürüyebileceksin üzerimde, çıplak ayaklarınla. Vereceğin her nefes, yanan vücuduma serin bir rüzgar olacak, yaralarım dudaklarınla kapanacak. Cennetinden gelip bana cehennemi unutturacaksın.
Ruh, bir insan icadıdır. Bedeni yaralandığı gün, varlığının bir parçası olan ancak asla zarar görmeyen bir şey hayal etmiş, adını da ruh koymuştur. “Bedenimi parçalayabilir ama ruhuma dokunamazsınız!” demenin keyfini yaşamak için kendisine hayali bir sığınak inşa etmiştir. Sonrasında ise bütün dinler, "Bedeniniz yoksulluk, hastalık, açlık ve savaşlarla acı çekebilir ancak biliniz ki ruhunuz cennete gidecektir" diyerek insan ve oğlunu körleştirmiştir. Sonuçta ruh, eti acıyanların hayali arkadaşıdır.