Hayatın döngüsel bir anlamsızlığı var ve insanı en çok tüketen şey de bu 'Sürekli başa saracağız, o halde neden?' hissi. Bu hissin temelinde de "zaten bir gün öleceğiz neden yaşıyoruz düşüncesi" var. Bunların cevabını aramak yerine dünyanın absürt bir yer olduğunu kabul etmek cevaptan daha anlamlı geliyor bana.
Hayatın bu döngüsel anlamsızlığı, yerlerin hep kirlenmesi, çabaların boşa gitmesi gibi döngüleri kabul edip yürümeye devam etmek aslında absürt bir başkaldırıdır. Tıpkı Albert Camus’un Sisifos Söyleni’ndeki gibi; Sisifos o kayayı her gün dağın tepesine çıkarır ve kaya her gün aşağı yuvarlanır. Ama Camus der ki, "Kaya aşağı yuvarlanırken, Sisifos’un o tepeden aşağı inişindeki bilinçli duruşu, onu kaderinden daha güçlü kılar." İnsan bu anlamsız döngüde anlamlı bir duruşa sahip olduğunda mutluluğun daha üst formu olan Ruhsal Özgürlüğe (Ataraxia) ulaşır. Bu yüzden küçük şeylerden mutlu olmaktan da ötesi büyük zorluklarla mutlu kalabilmektir. Hayatın anlamsızlığında kendi hayat amacını bulamamış, başkalarının mutluluk pozlarına sığamamış kişilerin içsel motivasyonu belki de hayatın ta kendisi olabilir. Bu absürlükte eğlenin derim.