“Ben ki ne yeteri kadar âşık ne yeteri kadar evlât olabilmiş biriyim. En fazla kendimden vazgeçtim. Cılız bir suydum ben. Koca bir dağ, annem suretinde karşıma dikildi. Azgın bir sel olup taştı yoluma. Ben bir kaya gibi sabit duramadım. Suçluyum.”
“Sen “Haydi” dedikçe o sadece bekliyordu. İçinde fırtınalar kopmuyordu onun. Benim ne yapacağımı biliyordu çünkü. Ben onun eseriydim. Benim gücümün sınırlarını doğduğum günden itibaren çizmişti. O sadece kendisi değildi, beni de kendisi kılmıştı. Kendisi bir şey yapmıyordu. Sadece beni, onun istediğini yapacak kıvama getirmişti. Ömrüm boyunca onun en fazla da kendi gücünü kontrol etmesini sevdim. Ve onun kadar kendinden emin bir sen vardın da ben kendimden emin değildim.”
“Sandım ki çoktum bir oldum. Eğriydim doğruldum. Yitiktim bulundum. Yitik malımı bulur gibi buldum seni. Bir daha kaybolmam sandım. Anlamsızdım anlam kazandım. ”