Galip ve muzaffer Batı'ya karşı en önemli ve başarılı olabilmiş tek hareket Anadolu'dakidir Mustafa Kemal önderliğindeki bir grup asi müttefik devletlere, Yunanlılara ve kukla Osmanlı Hükümetine meydan okudu. Kemalistlerin daha sonraki laikliği ve yurtseverliği hareketin başlardaki güçlü İslami karakterini örtmüştür. Hareket başlarda İslam topraklarını ve Müslüman halkı özgürleştirmeyi, sultanı, halifeyi kurtarmayı ve kafir işgalcileri ülkeden çıkarmayı hedeflediğini ilan etmiştir. Hem ulema hem de tarikatlardaki Müslüman dini liderler hareketin öne çıkan kurucuları ilk destekçileridir.
Kıta Avrupası'ndaki Yahudilerin çoğunun Naziler ve iş birlikçileri tarafından fiziksel olarak yok edilmesi ve sağ kurtulanların elinde kısıtlı seçenekler olması, bir Yahudi yurdu ve Yahudi devleti yaratlıması için güçlü ve nihayetinde karşı konulamaz bir hareket yarattı. Suçluluk ve merhamet duyguları içerisindeki Hrıstiyan dünyasi,
buna çok az direniş gösterdi hatta biraz destek sundu. İkinci Dünya
Savaşı boyunca Mihver Devletleri'ne gösterdikleri sempati ve ittifak
Devletleri'ne gösterdikleri hasımlıktan ötürü Batı'non gözünde itibarını kaybeden Filistinliler ve müttefikleri, bu Yahudi Devleti'nin
kurulmasını engellemek için attıkları adımlarda ilk önce siyasi sonra
da askeri olarak başarısızlığa uğradılar. Bu adımları ve sonucundaki
başarısızlık, Filistin halkı için trajik sonuçlar doğurdu.
1914'te Türkiye, kendini iki büyük devletle müttefik halinde, Türkî toprakları ve halkları egemenlğinde bulunduran Rusya'ya karşı savaşta buldu. İlk kez, pan-Türkizm rüyalarını gerçekleştirmek için ciddi bir olasılık ortaya çıkmıştı. Şair-sosyolog Ziya Gökalp'in kelimeleri ile;
Düşman ülkesi viran olacak,
Türkiye büyüyüp Turan olacak.
Birçok makalesinde okuyucularını, halkların ve ırkların arasında doğabilecek ayrılıkçılığın tehlikelerine karşı uyarır. İmparatorluk nüfusunun muhtelif olduğu doğrudur der ve ekler: fakat bu farklı halklar, o denli birbirine karışmıştır ki hiçbri, belli bir bölgede işe yarar ayrı bir devlet kurabilecek yahut başka bir devlete katılabilecek güçte değildir. Tek istisna Arap illeridir. Buralarda aynı dili konuşan ve başka bir ırka mensup olduğu hissiyatını taşıyan milyonlar yaşar. Yine de "Din kardeşliği ve Halife'ye merbutiyetlerinden" ötürü Arabizm yahut benzeri bir amaç uğruna ayrılmayacaklardır.
Osmanlı İmparatorluğu, ilk halifenin peygamberlerin sonuncusundan sonra başa geçtiği ilk günden beri, Ortadoğu'ya hükmetmiş büyük evrensel İslami imparatorlukların sonuncusu ve en payidarıydı.