Tunahan

Tunahan
@TunahanVR
Dostoyevski, Tolstoy, Zweig
Lisans
20 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
7/10
·333 syf.··
2021 1. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2021 11:13
Theophile Gautier Fransız şair, oyun yazarı, romancı, gazeteci ve edebiyat eleştirmeni. Parnasizmin kurucusudur. (wikipedia) NOT:Kitabın orjinal isminde "dünyanın en güzel şehri" olarak belirtilmiş bir başlığı yok. Türkçeye çeviren kişi tarafından bu ibare eklenmiş olabilir kanaatindeyim. Çünkü kitapta genel olarak böyle bir şehrin anlatıldığı hissine sahip olamadım. Belki bir satış stratejisidir belki ben yazarı çok yüzeysel algılamış olabilirim. Bilemiyorum. Neyse. Seyyah kitapta olayları başlılar halinde anlatıyor. Ramazan gecelerini, kahvehanelerini, dükkanlarını, çarşılarını, mezarlıklarını, mevlevihane ve dervişlerini, Sultan'ın cuma selamlığını, Türk yemeklerini, surlarını, hamamlarını, yangınları, sarayı, at meydanını başlıklar halinde anlatıyor. Bir sanatçının entelektüel tavrı ve Fransızlara özgü kibri, meraklı bir sanatçının betimleme ve bakış açısıyla bir çok çıkarımda bulunuyor. Genel hatlardan sıyrılıp biraz da içeriğe bakmak gerekirse Dünyayı gezmekten keyif alan bir seyyah. Kitap, Doğu'nun mistik yanlarını, toz bulutu içindeki efsanevi kültür zenginliğini görmek için büyük bir iştahla İstanbul'a doğru deniz yolculuğu ile başlar. Malta, Siros, İzmir ve Çanakkale'ye uğrayarak İstanbul Küçük Meydan'a gelir. Deniz yolculuğu sırasında uğradığı bu ada ve liman şehirşeri hakkındaki gözlemlerini, sanat ve mitoloji bilgilerini, kulaktan dolma efsanelerini anlatarak İstanbul'a varış yolculuğunu tamamlar. Eski İstanbul'u güzel hayal ederiz lakin biz bu kültürün insanları bize güzel, sıradan, normal gelen manzaralar, olgular, olaylar daha İstanbul'a gelir gelmez yazarın dikkatini çeker. Büyüleyici bir dikkatten ziyade, beklediği, görmeyi arzuladığı Doğu'nun aslında bir kargaşadan ibaret olduğunu, sanatsal olarak yetersizliğini ilerleyen sayfalarda betimler.
İstanbulTheophile Gautier · Profil Yayıncılık · 200717 okunma
Reklam
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2020 22:02
Okuduğum ilk biyografi kitabı. Barış Manço’yu benim gibi çok seviyorsanız okumanızı tavsiye edebilirim. Kitap kısa bir aile geçmişi verildikten sonra Barış Manço’nun müzikle yoğun olarak ilgilenmeye başladığı Galatasaray Lisesi yıllarıyla müzikle sarmaş dolaş olan ilişkisini, müzik ve müziğinin felsefesini vefatına kadar anlatıyor. Halk ona neden modern Evliya Çelebi, kültür elçisi, modern halk ozanı gibi tanımlar yakıştırılıyor. Hepsini kitabı okuma sürecinde anlayarak öğreniyorsunuz. Döneminin kıymetli sanatçılarının aksine( kitapta sık geçen bir kaç isim hariç) 7’den 77’ye toplumun her kesiminin severek dinlediği besteleri nasıl yapıyor, neyden ilham alıyor? Bir gün seyyar sebze satıcısının sesini duyar ve meşhur bestelerinden birini yapar, bir köy gezisinde köylü amcanın birinin tütün içen arkadaşında “acıh da bağa vir” dediğini duyar gülümser ve yine meşhur bestelerinden birini yapar. Bunun gibi birçok değerli bilgi… Müzikleri güldürmüş, eğlendirmiş, düşündürmüş, ağlatmış. Çeşitli hastalıklar geçirmiş, sanki O hastalanmamış da herkes evladı, anası, babası hastalanmış gibi üzülmüş. O başarılı olmuş herkes alkışlamış, çok sevilmiş, can bedenden çıkmış memlekete hüzün çökmüş, neredeyse vefatından çeyrek asra yakın zaman geçmiş hala özlemle anılıyor. Peki ne yaptı da tüm bunları başardı… Kitap bu ve benzeri soruların cevaplarıyla dolu. Biyografi okumayı ve Barış Manço’yu seviyorsanız okumanız dileğiyle…
Barış Manço: Uzun Saçlı Dev AdamHulusi Tunca · Epsilon Yayınları · 200530 okunma
9/10
·1808 syf.··
Beğendi
·
2019 25. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2019 23:06
Merhaba kitap severler. Bu kitap hakkında yazılacak çok fazla özel yönü var. Var olmasına var, sadece benim bakış açımla görmeyin bir de Tolstoy'un kaleminden ve bilgeliğinden görün isterim. Ama tarih okumayı seven okurların bu kitabı kesinlikle okumasını tarih bölümü mezunu biri olarak tavsiye etmek zorunda hissettim. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve herşey anlatılandan daha fazlasıdır. Kitaptaki en önemli temalardan birisi buydu. İkinci önemli teması ise olaylar yaşanırken her zaman karmaşık ve çok yönlüdür. Bu yüzden hiçbirşey size aktarıldığı gibi pürüzsüz değildir. Bu iki temayı, tarihsel süreci bir çok yönüyle, beş yıllık derin bir çalışmanın ürünü olarak kaleme almış. Tarih; savaş şu yüzden çıktı, şunun ölmesi ya da bunun fethedilmesiyle sonuçlandı, bol sıfırlı istatistiklerin ruhsuzluğuyla belgelendi, şu anlaşmayla karara varıldı, değildir. Savaş insanlığın kendisine taktığı bir çelmeydi ama kimse bunu karşısındakini suçlarken, kılıcından nasiplendirirken düşünmedi. Sadece düşmanın ölmesi gerekliydi. Peki neden ve nasıl insanlar bu felaketler için tek vücut olup birbirlerini kitleler halinde yok etti? Neden dünyanın yazılmış en iyi romanı? Okumadan sadece size anlatıldığı kadar bileceğiniz için bu sorunun cevabını okuyup kendi cevabınızı bulmanızı temenni ederim. İyi okumalar.
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202125,9bin okunma
9/10
·365 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2019 11:07
Kitap hakkında yazılacak çok şey var lakin can alıcı noktalarını biraz anlatıp, okumanızı tavsiye edeceğim. Eğer tarih merakınız varsa ve tarih kitapları okumayı seviyorsanız kesinlikle okuyun. Kitap her ne kadar devlet sisteminin nasıl şekillenmesi gerektiğin anlatsa da metnin altında tarih ve felsefe barınıyor olması kitabı daha cazip hale getiriyor. Kitap özetle devlet teşkilatlanması ve o devrin devlet işlerinin, devlet yönetiminin en hassas konularının nasıl düzene sokulması gerektiği, adil bir yöneticinin vasıflarının neler olması gerektiği, hükümdarlık alametlerinin neler olduğu gibi birçok konuyu toplamda 52 başlık altında inceleyen muazzam bir siyaset kitabı. Tabi ki muazzamlığını o devrin düşünce yapısına ve kitabın yazıldığı devrin devlet sistemi hakkındaki malumatı sağlamakta. Şu an ki devlet yapılanmalarında birçok konu kanaatimce anlamını yitirmiştir. Ama devlet için olmazsa olmaz bazı unsurlar hala geçerliliğini korumakta. Örnek verecek olursak Nizam-ül Mülk adaletin her şeyden önce hatta inançtan önce geldiğini direk söylemese de üstü kapalı bir şekilde kitapta bahsediyor. Hatta kitapta kaleme aldığı bir hikayede adil olmayanın islami olamayacağını, adaletin olmadığı yerde islamdan bahsedilemeyeceğini direk bildiriyor. Ayrıca kitapta çok hoşuma giden bir unsurda mezhep savaşlarının bütün siyasi yapılanmaları nasıl etkilediğini gözler önüne sermesiydi. Türk-İslam, Arap ve Fars-İslam devletlerinin (en azından kitabın yazıldığı dönem için) en büyük sorunun mezhep tabanlı olduğu, devamlı birbirlerini zayıflatmak ve himaye etmek üzere kurulduğunu anlatılan hikayelerden çıkarmak çok mümkün. Kitap da genel olarak yönetici ya da hükümdar tabiri yerine adil yönetici, ya da adil hükümdar kavramları kullanılmış. Adil vasfı olamayan kimsenin halka hükmedemeyecek,
SiyasetnameNizamülmülk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,693 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2019 23:23
Mallansohn adında bir bilim adamı tarafından 24. yüzyılda dünya da ki zaman algısından bağımsız bir bölge oluşturulur. Öyle ki bu keşif ilk yapıldığında sadece kibrit büyüklüğünde cisimleri zamanda sadece iki saniye oynatabiliyorlardı. Ancak güneşin süpernovaya dönüşüp çevresine muazzam enerji yaydığı bir dönemde bu bağımsız bölge güneşin yaydığı enerji sayesinde kurulabilir. Kurulan bu bölge ilk zamanlarında yüzyıllar arasında ham madde ticareti için kullanılırken daha sonra dünya üzerinde yaşanan olayların ( savaş, kıtlık, nükleer felaket vb.) sonraki yüzyıllara etkisini inceleyerek "Gerekli Asgari Değişiklik" denilen bir işlemle zamanda geriye gidip yaşanacak olayın failini ya da olaylar silsilesini ortadan kaldırarak zamanda en az değişimi sağlayacak şekilde olaylara müdahalelerde bulunurlar. Söz konusu müdahaleler, tamamen kontrollü bir şekilde ve ne yaptığını bilen uzman kişilerce yapılmaktadır. Bu müdahaleler teknisyen denilen uzman kişiler tarafından yapılan gözlemlerin bilgisayara yüklenmesiyle elde edilen verilerle yapılır. Tabi ki insanlığın (dünyada yaşayan insanların) bu değişimlerden haberi yoktur. İşte tüm bu müdahalelerin dünyayı daha iyi bir yer yaptığı, insanların kıtlıkla uğraşmadığı, salgınların olmadığı, nükleer felaketlerin olmadığı bir dünya sağlanır. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar Kayıp çağlar dedikleri 100.000'lerde insan yaşamının olmadığını fark ederler. Yazar bu sorunu ilk başta basit bir durum gibi geçiştirirken daha sonra kitap bu sorunun etrafında şekilleniyor. Yoksa insanlığın yaşamını sürdürebilmesi için zaman yapılan tüm müdahaleler insanlığın yok olmasının en büyük sebebi mi? Kesinlikle okunması gereken bir bilim-kurgu kitabı. Bilim-kurgu seven herkese tavsiyemdir. İyi okumalar.
Sonsuzluğun SonuIsaac Asimov · Monokl · 20152,918 okunma