Bir toplum ki düşünme melekesini pek fazla kullanmaz, ama sıra dine geldiği zaman tabir caizse kafasına göre takılır, ne hikmetse o noktada dini keyfine uydurur. Düşünmek yerine nükteler, fıkralar, maniler, espriler, dervişane öyküler, mitolojiler, platonik ve cinsel her türlü aşk masalları, efsun, uğur, şans teraneleri, yani bilcümle çok anlamlılık bazen anlamsızlıklarla ömrünü harcar. O toplumun felahı elbet gecikir. Halkın bu yatkınlığını var gücüyle destekleyen aydınlar bu tutumlarını bir de milliyetçilik muhafazakarlık sanmazlar mı? Varın hesaplayın erişilen yanlışın boyutunu.