İnsan tekamül eden bir varlıktır.Kimse 20 sene öncesine göre yaşayamaz.İdeolojiler,inançlar enaniyete dönüşmüştür.Kitap okusada kişi derunundan öğrenir.Hakikati kimse tekeline alıp başkalarını ötekileştiremez.
Nesnel insan bir ayna gibidir.Dış dünyadaki olayları,fikirleri,kültürleri yansıtır ama kendine ait derin bir tutku kesin evet yada hayır diyebileceği güçlü bir içgüdüden yoksundur.Yüksek bir bilgi ve kültürün temsilcisi gibi görünsede aslında pasif,kararsız ve zayıf iradelidir.Daha yüksek bir yaşam yada bir irade ortaya koymaz.Nesnel insan bilinmek isteyen herşeyin önünde diz çökmeye alışmış bir aynadır.Nesnel insan bir araçtır,şekillendirilmek istenen bir tür köledir.
İnsanların kulakları bizim söylediklerimizi duymaya istekli değil.Sürü yada sürü içgüdüleri ifadeleri kullanmamız suç sayılacaktır.Başka türlü ifade edemeyiz çünkü yeni anlayışımız tam olarak budur.
Bildiğini sanan kendini övgü ile yücelten şeyin insan hayvanının sürü içgüdüleri olduğunu,insan içgüdülerinin daha fazla ortaya çıktığını söylediğimizde bunlar hoş karşılanmıyor.
Yeni filozoflara başka alternatif yok.İnsan iredesini geliştirmek ve eğitmek için herkesin söylemediğini söyleyen cesur filozoflara ihtiyaç vardır.
İnsanlık var olduğundan beri her çağda insan sürüleri(kabileler,halklar,topluluklar,aynı dine inanan kimseler,kiliseler,kavimler,aile toplulukları) var oldu.Az emreden çıkıp,çok sayıda itaat edenler olmuştur.İtaat insanlık tarihinde en çok emredilen şeydir.Yapacaksın,itaat edeceksin emrini biçimsel bir vicdan olduğunu sayabiliriz.
İnsan seçmeden bunları kapar,her türlü amir,komutan(ebeveynler,öğretmenler,yasalar,kamuoyu gibi)kulağına bağrılan herşeyi sorgulamadan kabul eder.Liderler vicdanlarını temiz tutmak için Tanrı’nın uygulayacağı rolünü (Anayasa,Hukuk,Adalet)oynamak olduğunu biliyorlar ve uygulamarda kendilerini görüşlerinden dolayı haklı çıkartmaya çalışıyorlar.
(Galibi Piri Hasan Galip Kuşçuoğlu K.s.:Ben tarikatlar arasında büyüdüm,yetiştim.Sayısız büyük şeyhin öğretileri ile büyüdüm.Kayınpederim zamanın kutbu idi.Şeyhim üstadım Maraşlı Mustafa efendi ise bildiklerini bana aktardı.Şimdi geldiğim nokta öğrendiklerimin yaşadığımız zamanda yetersiz kaldığını görmem oldu.Bugün eski kitapları okuyorlar oysa bunlar yetersiz kalmaktadır.Çırak,ustayı geçmezse sanat ölür.Bugün yaşadığımız çağı idrak edip ona uygun yaşamamız gerekiyor.Kimse 20 sene öncesine göre bile yaşayamaz.)
Belkide eğitim ve öğretimdeki taklid etmeler, üzerine bir şey koymayıp taklid edenleri eleştirinleri dışlayıp ötekileştirmek geri kalmanın sebebidir.Eski kitaplar çoğu zaman zararlıdır,bilgiler ve tekamülü eski ve geridir,çoğunlukla kişiyi geri bırakır.
Her ahlak sistemi şu şekilde işler,içindeki doğaya,serbestliğe,aşırı özgürlüğe karşı çıkıp bakışlarının daralmasını öğretir,böylece bir anlamda aptallığı yaşamın bir koşulu olarak gösterir.