İnsan tekamül eden bir varlıktır.Kimse 20 sene öncesine göre yaşayamaz.İdeolojiler,inançlar enaniyete dönüşmüştür.Kitap okusada kişi derunundan öğrenir.Hakikati kimse tekeline alıp başkalarını ötekileştiremez.
Pragmatizm her zamanki sorusunu sorar.Bir fikrin veya inancın doğruluğunu kabul edersek bu somut olarak ne fark yaratır.
Gerçek olması birinin hayatında ne gibi fark yaratacaktı yada inancın veya fikrin yanlış olması durumunda nasıl deneyimler elde edilecekti.Gerçeğin deneyimsel olarak nakit değeri nedir?
Pragmatizm bu soruyu sorduğunda hemen cevabı görür.Gerçek fikirler özümseyebildiğimiz,doğrulayabildiğimiz fikirlerdir,yanlış fikirler ise bunun tersidir.Bu tezi savunmak durumundayım.Fikirlerimizin gerçeklikle uyumlu olduğunu söylediğimizde aklımızda kalan şey sonuçlardır.Gerçek fikirlere sahip olmanın insan yaşamı için önemi çok belirgindir.
Doğruluk doğrulama sürecini başlatan ilk adımdır,faydalılık ise deneyimdeki tamamlanmış işlevin adıdır.
İnançları,fikirleri gelişi güzel kullanan kimselere yazıklar olsun.Bu onu hiçbir yere götürmeyecek veya yanlış bağlantılar kuracaktır.
(İnsanlığa faydalı olacağız diye zarar üretenlere kendi toplumununun egosunu kendi varlığının egosunu hakikat yapıp başka toplumlara hakaret eden dünyada karmaşa çıkaran siyasi ve dini liderlerin suratına tükürün.Mehdi,Mesih,kurtarıcılık adı altında din yada ideoloji gibi kavramları kendi toplumunun ve kendi egosu için kullananlara tükürün bu fikirleri dünyaya ve hatta kendilerine bile rahatlık sağlamıyor.
Hakikate sahip olduğunu iddia eden çeşitli düşünce türleri arasında anında karar verilecek basit bir test mevcut değil.Sağduyu,ortak bilim ve parçacık felsefesi,aşırı eleştiril bilim veya enerji bilimi veya idealist felsefe hepsi bazı açılardan yeterince doğru görünmüyor ve bazı tatminsizlikler bırakıyor.Bu kadar farklı sistemlerin çatışmasının,hakikat fikrinin kendisini yeniden gözden geçirmemizi zorunlu kıldığı açıktır.Çünkü şu anda kelimenin(ifade edilen)ne anlama geldiğine dair kesin bir fikrimiz yok.
İncelediğimiz çeşitli düşünce türleri birbirleriyle çelişiyor ve hiçbiri mutlak bir doğruluk iddiasını desteklemiyor.
(İnsan Tanrı değildir,ama Tanrı’dan başkasıda değildir.Eminim bu sözü söyleyenden başkası anlamamıştır.Abdülkerim El Cili ve Muhyiddin Arabi gibiler putperestlikde bile hakikatten bir pay bulmuşken Hafız Şirazi hiçbir dine mensup olmamaktansa batılda olsa bir dine mensup olmayı tercih ederim demişlerdir.Bazı kimseler panteist iken bazıları ateist ve materyalist olmuşlarken,Vahdeti Vücut eşyanın birliği ilkesini ortaya çıkarmıştır.Sizce hangisi doğru.Kaç doğru var.Ama sen herkese kötü bakıp,kötü şeyler söylüyorsun.
Yeni gerçekler,yeni deneyimlerin ve eski inançların birleşmesi ve birbirini karşılıklı değiştirmesi sonucudur.Yeni usulde Fırınlanarak pişirilir ve eski usulde sosun içinde haşlanır.Gotik bir kiliseyi Dorik bir tapınağa dönüştüremezsiniz.Yenilikleri eski düşünceleriniz üzerine alıştıra alıştıra bina edersiniz.
(Her asırda yorumlanmış din tablosuna şeriat yada diyanet denir.Değişimler,yorumlar zorunludur.)
Eğer geçmiş ve şimdiki zaman tamamen iyi olsaydı,geleceğin onlara benzememesini kim isteyebilirdiki?Özgür iradeyi kim arzulayabilirdi?
(Kuran’ı Kerim bir ayet ile Özgür iradenin bile hz.Allah’ın iradesine bağlı olduğunu söylemektedir.Kelamcılar bile çekinmişlerdir,bu konulara kesinlikle girmeyin demişlerdir.Özgür irade konusunu farklı yorumlayan mezhepler ve inançlar mevcuttur.Allah cc.eğer özgür irade vermeseydi kötülükten dolayı ceza olmazdı.Özgür iradeyi kullanmamak gelişmenin önünü kapatıp engellemektedir,hristiyanlar protestan mezhebi ile gelişmeye başlamışlardır.)