Köleler gemilerle Afrika’dan Batı Hint Adaları’nın çiftliklerine götürülürken tecavüz olanakları da arttı. Sözgelimi Danimarka sömürgelerinde hukuk, köleyle hayvanı bir tutuyordu: “Köle, herhangi bir malına davrandığı gibi ona da istediği gibi davranabilecek olan efendisinin emri altındadır.” Bu emrin kilit unsuru seksti. Afrikalı kadınlar, alıkonmalarından barracoon denilen kafeslere atılıp ticaret gemilerine yüklenmelerine kadar her türlü sömürüye açıktılar. Genellikle kadınları ilk önce yetkililer istismar ediyor, onların emri altındakiler de sıralarını bekliyordu. 18. Yüzyılda yaşamış bir köle sahibinin deyişiyle, köle gemileri Afrika sahillerinden Yeni Dünya’ya bir hat boyunca “yarı tımarhane yarı genelevdi.” Kıyıya çıktıklarında köleler kızgın demirle damgalanıyor ve hemen işe koyuluyorlardı. Emekleri karşılığında sadece azıcık yiyecek ve “şeytan öldüren” diye bilinen ucuz ve sert bir içki alıyorlardı.