Eric Berkowitz

Eric Berkowitz

Yazar
8.5/10
45 Kişi
·
115
Okunma
·
13
Beğeni
·
815
Gösterim
Adı:
Eric Berkowitz
Unvan:
Yazar, Hukukçu ve Gazeteci
Yazar, hukukçu ve gazeteci Eric Berkowitz, Southern California Üniversitesi'nde gazetecilik okudu. Yazıları The Los Angeles Times ve The Los Angeles Weekly’de yer aldı. Bir dönem The Los Angeles Daily Journal’ın editörlüğünü de yapan Berkowitz San Francisco'da yaşıyor.
Erkek eli değmemiş bir kadınla evlenmek, neden bu kadar önemliydi? Erkeklerin, çocuklarının gerçekten kendilerine ait olduklarından emin olmak istedikleri için zinanın yasaklanmiş olmasıni anlamak kolay olsa da cinsel deneyim yaşamamış bir kadınla evlenmek konusunda benzeri bir gerekçe sözkonusu değildir..
Kendi başına bir aşk ilişkisi ne doğru ne de yanlıştır; doğru yaşandığında doğru, yanlış
yaşandığında yanlıştır.
Eric Berkowitz
Sayfa 68 - Kolektif Kitap, Çevirmen: Orhan Düz
Eski Ahit’in seks yasalarının çoğu, Tanrı’nın kelamından ziyade daha eski bölgesel yasaların kopyaları gibi görünmektedir artık.
Peçe taktığı halde başka erkeklerle ilişki kuran Asurlu evli kadınlar gibi erkekler de büyük risk
alıyordu. Akrabası olmayan bir kadınla “seyahat eden” erkek, kadının kocasına para ödemeli ve
kadını cinsel bir amaçla yanına almadığını kanıtlamalıydı; bunun yollarından biri de atıldığı coşkun
akan nehirden kurtulmayı başarmasıydı. Saray üyeleri de yasaklardan muaf değildi. Saraydan bir
kadınla bir erkeğin başka kimse olmadan yan yana durması bile büyük bir suçtu. Eğer başka bir
saraylı kadın bu birlikteliği görüp de hemen bildirmezse, fırına atılarak cezalandırılırdı.
Eric Berkowitz
Sayfa 27 - Kolektif Kitap, Çevirmen: Orhan Düz
... hiç kimsenin eşcinselliği Michael Foucault’un ifadesiyle “ruhun çift cinsliliği” olarak görmediği yüzyıllar öncesinde, erkekler arasında sevgi dolu ve sadık birlikteliklerin gerek Hıristiyan hukuku gerekse seküler hukuk tarafından onaylandığını bilmekte fayda var. Aynı şekilde, “ahlaksız” görüntüler yayınladıkları için televizyon kanallarına ceza kesmeden önce, öncelikle müstehcenliğin devlet kontrolü altına nasıl girdiğini anlamak gerekir, çünkü müstehcen materyaller matbaa sayesinde kitlelere ulaşana kadar hiçbir zaman kontrolden geçirilmedi.
Bir ya da iki asır geriye veya ileriye gittiğimizde ya da bir ülkenin sınırını geçtiğimizde, bir toplumun zararsız eğlencesinin bir başkasının en ağır suçu olduğunu görürüz. Bu kitap da size bu hikayeyi anlatmayı amaçlıyor.
432 syf.
·Beğendi·8/10
Eski çağlardan başlayarak 19. yüzyılın sonuna kadar kronolojik olarak anlatılmış güzel bir eser. Kitabı okuduktan sonra kadının toplumdaki yerini görmemi bir kez daha sağladı. Bunun dışında insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu bir kez daha gözler önüne seren kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
428 syf.
·Puan vermedi
Kitap özellikle Avrupa tarihine farklı bir açıdan bakmanızı sağlayacak.Tüm zamanlar boyunca seksle ilgili tabuları,kuralları,cezaları,toplumları nasıl etkilediğini öğrenmek isteyenlere tavsiye ederim.Kitabı okurken zaman zaman gerilip tüylerim diken diken olsa da toplumların cinselliğe bakış açılarının geçmişten günümüze geldiği durumu kavrıyorsunuz.Kitap, konuyu kesinlikle "tabiri caizse" sulandırmadan gayet düzeyli bir uslüpla anlatmış. Okunmasını tavsiye ediyorum kesinlikle.
432 syf.
Kraliyet metresleri, eşcinsel at arabası yarışçıları, ortağ çağ travestileri, cadılar, keçi seviciler, rahibe fahişeler ve oglancılık;Eski çağlardan başlayarak 19.yüzyılın sonuna kadar toplumun verdiği tepkileri, cezaları kronolojik olarak anlatan bir eser.Cezaların mantıksızlıgı, kadınların tecavüze ugramasına rağmen suçlu görülmesi toplumda kadının değerini bir kez daha gözler önüne sürüyor.Seneler, yıllar, asırlar geçmiş ama hala ilerleyememiş olmamızı gözler önüne seriyor.
428 syf.
·9 günde·8/10
Ezelim, öldürelim, ezelim, öldürelim
Kimi?
Kadınları.
Erkek?
Biraz.

Eric Berkowitz’in, Sümerlerden günümüze kadar evlilik, bekaret, eşcinsellik, evlilik dışı ilişki, ensest, tecavüz, fahişelik gibi ana konular etrafında toplanmış eseri(mikro tarih). Bu olguların hangi toplumlarda ne şekilde anlamlandırıldığı, hangi kısıtlamalar çerçevesinde ele alındığı, yasalara ya da aykırılık söz konusu olduğunda ne tür cezalara maruz kaldığı birçok örnek üzerinden açıklanmış.

Bahsi geçen kavramlar 8 bölümde kronolojik olarak ele alınmış.

Bölüm 1: İlk Çağ Uygarlıklar, İlk Yasalar
Bölüm 2: Yunan
Bölüm 3: Roma
Bölüm 4: Orta Çağ
Bölüm 5: 1500-1700
Bölüm 6: Yeni Dünya(Coğrafi Keşifler ve Köleler)
Bölüm 7: 18. yy
Bölüm 8: 19. yy

Bu kronolojik düzlemde ele alış işimizi kolaylaştırıyor. Böylece toplumlar arasında karşılaştırma yapma imkanı veriyor.
Aynı zamanda bakış ve anlamlandırmanın serüvenine tanık oluyoruz. Dört bin yıl önceki bir cezanın modern hukuktaki yerini görebiliyoruz; yumuşatılmış, sertleştirilmiş, devam ettirilmiş ya da ortadan kaldırılmış halini.

Tarihin ilk yasal düzenlemeleri (Sümer Kralı Urgakina) birlikte yukarda bahsi geçen “cinsel” temalı konular da düzenlenmeye başlanmıştır. Daha sonraki Sümer Kralları da benzer düzenlemeler yaptı. Asur, Babil, Akad, Pers derken Mısır, İbrani, Yunan, Arap, Roma ve dahası Musevi, Hristiyan, Müslüman devlet ve toplumlarının geleneklerinde, yasalarında Sümerlerden beri devam eden yasalar.

İlk Çağ uygarlıklarında cezalar çok sertti ve bunlar uzun süre geçerliliğini korumuştur.
Bu eylemler her ne kadar en az iki kişi (kadın-erkek, erkek-erkek, kadın-kadın) arasında gerçekleşse de cezayı “hak eden” kişi çoğunlukla kadın olmuştur.

Asur ve Babillerde evli bir adam, bir kıza tecavüz ederse kızın babası adamın karısına tecavüz etme hakkına sahipti. Yani suçsuz iki kadın cezalandırılmış oluyordu. Yine Asurlularda tecavüze uğrayan bir kadın nehre atılır, eğer kurtulursa suçsuz olduğu kabul edilmiş oluyordu.
Elbette bazı şeyler zamanın şartlarına göre değerlendirilmeli ama şu Hitit kanununda en ufak bir mantık bulunmamakta: Bir kadın dışarda bir yerde tecavüze uğrarsa kadın ve adam suçludur ancak bu adam, kadının evine girip ona tecavüz ederse bu durumda sadece kadın suçludur.

İlk çağ uygarlıklarından bu kanunları çalıp en sert kanunları yapan ki bunları ‘kutsal’ kitapların içine yerleştirenler İbranilerdir. Daha sonraki Hristiyan ve Müslüman topluklarını da haliyle etkilemişlerdir.
Bir kadın adet döneminde tiksindirici bir varlığa dönüşüyordu, dokunduğu her şey iğrenç ve onlara dokunmak da günah kabul ediliyordu.
İlk zamanlar eşcinsellik(livata) her ne kadar kötü görünse de onlara ceza verilmezdi. Görmezlikten gelinir hatta Tanrı adına yapılan bir eylem olarak görüldüğü zamanlar bile olmuştu fahişelikle birlikte ancak ne olmuşsa birden fikirler değişiyor ve en büyük günahlardan biri olarak listeye ekleniyor. Sodom ve Gomora şehirlerinin eşcinsellikten dolayı yok olması aslında eşcinselliğin İbranilerde kesin olarak yasaklanmasından sonra ortaya çıkmış ve tezi güçlendirmek için uydurulan bir hikaye. Zira Tanrı, örnek cezalar üzerinden uyarmayı sever.

Yunanlılarda her ne kadar cezalar diğerleri kadar sert olmasa da kanunlarla birçok şey sınırlandırılmıştı. Bir adam karısıyla sevgilisini ancak ‘iş üstüne’ iken yakalarsa öldürebilirdi ya da başka cezalar verme hakkına sahipti.

Roma döneminde cinsellikle ilgili farklı şeylerin ortaya çıktığı zirve dönemler olmuş. Tabii bu demek değil ki her şeye normal bakılmış, ceza verilmemiş.
Özellikle İmparatorluk döneminin başlaması ve Hristiyanlığı resmi din kabul edildiği Konstantin dönemiyle birlikte kanunlar da değişmeye başlamış. Daha önce normal görülen ve hoşgörü ile bakılan şeyler, en sert cezalara maruz kalmış. Konstantin'in hazırladığı kanunlar Batı Roma’nın yıkılışından sonra Bizans’ta özellikle l.Justinianus döneminde daha sertleştirilmiş.
Hayvana tecavüz eden biri hayvanla birlikte öldürülürdü.

Orta Çağ’da Hristiyanlığın hayatın her alanına girmesi cinselliği bundan muaf tutacak değildi, ki hemen hemen en önemli konu bu olmuştur.
Öyle zamanlar olmuş ki -özellikle Hristiyanlığın ilk dönemlerinde- herhangi bir cinsel davranış neredeyse cinayetle eş değer görülmüş. Evliliğe bile ‘eh, olsun bari’ denmiş. Sadece üremek için makul görülmüş. Ömür boyu bekar (bakire, bakir) kalmak övülmüş ve ödül vadedilmiş(Cennet). Katolik Kilisesinin gücünü artırması, Engizisyon mahkemelerinin kurulması dünyevi suçlara Tanrı adına ceza verme yetkisini de doğurdu. Cezalar genelde yakma, boğma, kazığa oturtma veya uzuv kesme idi. Orta Çağ’a dair ilginç olan şey ise kurumsallaşmış ‘fahişelik’ idi. Çünkü fahişeliğin olması demek toplumda düzenin sağlanması, eşcinselliğin önüne geçilmesi, para gibi durumlardan faydalanılması demekti. Genelev işleten papazlar, fahişelik yapan rahibeler görmek mümkün.
William Blake’in şu sözü de durumu açıklıyor “Kerhaneler dinin tuğlalarıyla inşa edilir’’

Coğrafi Keşiflerle birlikte, gidilen topraklardaki kadınlar köle yapılmış.
Bu köleler elbette ki ‘beyazlar’ tarafından seks kölesi olarak da görülmüş. Tecavüzler gayet normal görülmüş hatta bir hak olarak kabul edilmiş. Bu kölelerin ana karalara götürülmesi, onlardan çocuk yapılması durumu pek değiştirmemiş. Çünkü onlar insan olarak görülmemiş. Tanrı, onları onların hizmeti için yaratmış ruhsuz varlıklardı. Buna seks de dahil.
Kölelikle ilgili çok değişik kanunlar yapılmış.
Bunlar zaman zaman yumuşatılmış, değiştirilmiş ve nihayet modern çağda zor da olsa ortadan kaldırılmıştır.
Şu örneği de şuraya bırakalım.
Thomas Jefferson’ın Selly Hemmings adlı melez kölesinden, Eston ve Medison adlı iki çocuğu olur. Eston siyah denemeyecek kadar beyaz, Medison ise beyaz denemeyecek kadar siyahtı. Baba aynı, anne aynı. Ancak Eston kayıtlara beyaz olarak yazılmış ve özgür insan olarak hayatı sürdürürken, Medison siyah olarak kabul edilmiş ve bazı haklardan mahrum olarak hayatını sürdürmüştür. Irkçı anlayışa ABD Başkanı babasının bile gücü yetmemiştir.

Aydınlanma ve Fransız Devrimi birlikte ilahi güç(yasa) yerini laik hukuka bırakıyordu. O dakikadan sonra biraz daha özgür bir ortam, bazı şeylerin suç olmaktan çıktığı bir döneme giriyoruz. Yine de bu doğruların yapıldığı, tecavüzcülerin suçlu görüldüğü, eşcinsellerin asılmadığı, kadının değerinin yükseldiği anlamına gelmiyor. Hatta dinin kovulmasıyla birlikte eski yasaklar bu kez bazı bilim adamları tarafından bilimsel referanslar çerçevesinde savunulur duruma geliyor.

Her dönem bir öncekinden daha müsamahakar ve gelişimle birlikte daha doğru yasaların oluşturulmasına zemin hazırlamıştır. Bulunduğumuz nokta bunu gösteriyor ancak hala çok eksik.

Bu kitabı okurken sinirlenecek, tiksinecek ve kızacaksınız. Ancak beş bin yıllık bu yazılı serüvenimizde bulunduğumuz noktanın çok da iç açıcı olmadığını görmek geçmiş örneklerden daha fazla üzecek, sinirlendirecektir.

Orta Çağ’da Kilisenin, vebanın ve Haçlı Seferleri'nin başarısızlığını eşcinselliğe bağlaması ve eşcinsel olsun olmasın tuttuğunu ölüme göndermesi sadece o günlerde kalmış bir anlayış mı? Burada birkaç gün önce depremlerin sebebini zinaya bağlayan ileti görmek. Soruyu cevaplıyor.
Tecavüz vakalarında geçmiş ve hala bugün de kadının yeterince karşı koymaması, tahrik etmesi gibi bahanelere sığınılarak erkeği aklama çabası üç bin yıl önce, beş yüz yıl önce vardı. Bugün de tecavüzcüyü aklayan insanlar görmüyor muyuz?
Evliliği dışında cinsel ilişki yaşayan erkeğin normal kabul edilmesi ancak bunu yapan kadın olduğunda ölümü hak ettiğinin Roma hukukunda bulunması. Bugün de benzer düşüncede insanlar olduğunu, erkeğe çapkın kadına orospu dendiğini bilmiyor muyuz?
Bakire olmayan kadının maruz kaldığı durumları ancak bakir olmayan erkeğe hiçbir şey yapılmamasını İbranilerde görürken. Aynı anlayışa sahip insanları ve bunu kutsallaştıranları görmüyor muyuz?
Vs vs. Örnek çok.

İnsan ilişkilerinde bazı şeylerin önemine yapılan atıf tarihsel süreç içinde sürdürülmesi elbette kaçınılmazdır ancak çağ dışı düşüncelerin devam etmesi üzücüdür. Yazılacak şey çok ama çok da uzadı.

Bu kitap aynı zamanda
Kadın - Erkek
Din - Din dışı
Devlet - Birey
Özgür -Köle
Hetero - Eşcinsel arasındaki savaşın küçük bir resmi.

Kitabın eksik yönü ise İlk Çağ’dan sonra Ortadoğu ve Asya ilgili maalesef hiçbir şey yok. Olsaydı keşke.
PDF okuduğum için biraz zorlandım ama normal şartlarda akıcı ve kolay okunabilecek bir kitap.

Keyifli okumalar.
432 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Seks ve cinselliğin 4 bin yıllık tarihi. 19. yy sonuna kadar detaylı anlatılmış olsa da az da olsa 20.yy örnekleri de var. Ama kitap coğrafi olarak Avrupa ve Amerika ya odaklanmış durumda. İslamiyet öncesi Ortadoğu anlatılsa da sonrası hiç yok. Asya, Afrika ve Uzakdoğu kültürü de maalesef hiç değinilmemiş konular arasında. Bunun için tüm insanoğlunun değil de tarih boyunca Avrupa'nın (yani Hristiyanlığın) cinsel ilişkilere bakış açısını anlamak için iyi bir kaynak.
432 syf.
·Beğendi·7/10
İnsan ve tarihe çok meraklı olmama ve tarihle ilgili olabildiğince fazla kitap okumama rağmen bu kitabı okuyana kadar anlamlandıramadığım pek çok şeyin yerli yerine oturduğunu gördüm.
Zira bu kitap bana gösterdi ki kendi türümüzü, yani insanı iyi tanımadan, tarihi ve tüm pozitif bilimleri öğrenseniz de birçok konuyu anlamak, taşları yerine oturtmak mümkün olmuyor.
Örneğin erkeğin kadını kendine bağımlı kılmak için, kendi hazzından da fedakârlık yapabileceği düşünülebilir mi?
13. Yüzyıl Yahudi Keşişi Isaac Ben Yedaya: Kadının ilişkiden haz almasının önlemek veya daha az haz almasını sağlamak için erkeklerin sünnet olmasını savunuyor.
Keşiş Yedaya: “Sünnetli erkek çok çabuk uyarılıp kadınla ilişkiye geçer geçmez orgazma ulaşır fakat kadın bu acele ilişkiden hiçbir zevk almayacağı için mahcup ve şaşkın bir halde kocasını arzulamaya devam eder” (bu sebeple sünnet olun) diyor.
İnsan türü gibi başka türlere olduğu kadar eşine de bu kadar acımasız olabilen bir başka tür var mıdır acaba?
Ayrıca bu kitap başta seks olmak üzere birçok cezanın, olası zararları, tehlikeleri önlemek maksadıyla değil, bazı hazların, faydaların sınırlı bir seçkin grubun tekelinde kalması, dolayısıyla da onların diğerlerinden farklılığı ve “üstünlüğü”nün korunması için verildiğini çok güzel gözler önüne sermektedir.
Zira belirli bir zümrenin sınırsız sayıda partnerle, sınırsız seks yapabildiği toplumlarda seks cezalarının daha aşırı uygulandığını, hazlar çoğaldıkça ve hazlara erişim kolaylaştıkça da suç sayılan davranışların, “suç” vasfını yitirdiğini bu kitap ortaya koymaktadır.
Bu kitabı okuduğunuzda insanı, yani kendi türünüzü tam olarak tanımadığınızı ve zalimlikte insanla yarışabilecek başka bir türün bulunmadığını da anlamak mümkün oluyor.
432 syf.
·Beğendi·8/10
Tarih boyunca cinsel yasakların nasıl değişti ve ne cezalar verildi? Cinsel tabuların zaman ve mekanda nasıl değişkenlik gösterdiğini, böylelikle hiçbir zaman tek bir doğru olmadığını fark edeceksiniz. Mutlaka okuyun. Tarih boyunca kurulan mahkemelerin cinsellikle ilgili olan davalarına, yaşanmış hikayelere yer veren eğlenceli ve düşündürücü bir kitap.
496 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Dar kafaların yalayıp yutması gereken bir kitap. Tarihin bütün dönemlerinde hedeften inmeyen cinsel kimlik ve sekse dair iyi bir araştırma olmuş.
Yazarın bundan önce bir kitabı daha varmış. O kitapsa son yüz yıldan öncesi üstüne yazılmış.
428 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Irksal, dinsel, sınıfsal ve aklınıza gelebilecek bütün çatışmaların insan doğası ve çoğunlukla kadın doğası üzerinden bedel ödetmeye çalışmış bir tarihle karşı karşıya kaldığınız bir kitap. İnsan doğasının yargılandığı bir hukuk sistemi. Çelişkilerle dolu bir sex hukuku anlayışı. Bahsedilen bütün bu hurafe ve vahşetin hukuk gözetiminde yaşanmış oldugu gerçeği. En kötüsüde sadece üremeye odaklanmış sex kılavuzlarının kadın bedeni ve ruhu üzerindeki acımasız yansımaları.. Cinsel kategorilere yapılan muamelelerin bile aslında cinsiyetten çok aktif pasif ikililiğine dayandırılmış olup sözde kadını temsil eden pasif ve benzer yanların aşağılanmaya daha müsait olduğu anlayışı. Kadınların veya fahişelerin ruhlarının lanetli olduğu ama erkeklerin şehvetinin yere sızıp dünyayı kirletmemesi için toplumda onların ruhlarının kolayca feda edilmesi anlayışını anlatılan her örnekte seziyorsunuz. Kadınların cadı olarak nitelendirildikleri zamanlarda bile şeytanın cinsel istismarından zarar görmesinin hukuk nezdinde asla önemli olmaması hatta istismarın açıkça kınandığı yerlerde bile kadınların sekse rıza göstermediklerini veya bulundukları şartları kanıtlaması gerektigi bu olayları sex hukukundan çıkarıp tecavüz hukukuna dönüştürüyor bence. Işte bu yüzden reformlar asla ahlaktan yoksun sınıfların namus duygusunu geliştirmiyordu. Hatta ahlaki reformların kurbanları hep kadınlar, eşcinseller ve alt tabaka insanlar oluyordu. Zaman ilerledikçe vicdan ve cinsel organ hürriyetine sahip olanlarda tarih sahnesinde yer alıyordu fakat bu alt sınıftan insanlar için geçerli değildi. Irkların tecavüz izni çıkardığı tarihlere geldikce işin tehlikeli kısmı artık erkeklere de uygulanmaya başlıyor ama tabiki günümüzde yaşananlardan da anlayacağımız üzere dezavantajlı gruplar pek değişmiyor. Söylenecek yazılacak çok şey var ama hukuk ve yasaların hiçbir zaman insanların cinsel tercih ve kararları üzerinde kalıcı bir etki yaratamadığını göreceğiniz ve okurken tüylerinizi diken diken edeceğine inandığım bir kitap oldu, okuyacak olanlara simdiden verimli vakitler diliyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Eric Berkowitz
Unvan:
Yazar, Hukukçu ve Gazeteci
Yazar, hukukçu ve gazeteci Eric Berkowitz, Southern California Üniversitesi'nde gazetecilik okudu. Yazıları The Los Angeles Times ve The Los Angeles Weekly’de yer aldı. Bir dönem The Los Angeles Daily Journal’ın editörlüğünü de yapan Berkowitz San Francisco'da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 115 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 239 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.