Eric Berkowitz’in bu kitabı, insanlığın cinsellikle olan bitmeyen kavgasını tarihsel belgelerle, hukuki metinlerle ve bolca ironiyle anlatıyor. Günümüzde hâlâ “seks” kelimesini ağza almak bile bazı toplumlarda ayıp sayılıyor. Özellikle bizim gibi sorgulamaya alerjisi olan toplumlarda, bu kelime neredeyse yasaklı. Ama Berkowitz’e göre bu durum yeni değil, dört bin yıldır aynı şeyleri didikliyoruz: zina, tecavüz, eşcinsellik, ensest, pedofili, pornografi, hayvanlarla ilişki… Liste uzun yani, ama utanç daha da uzun. Çünkü kitap boyunca görüyoruz ki, seks yasaları büyük ölçüde keyfi. Antik Mezopotamya’dan günümüze kadar erkeklerin cinsel güvensizlikleri, bu yasaların temel motivasyonu olmuş ve onları "iktidarda" tutmak için türlü ahlak yasaları ortaya çıkmış. Kadın bakış açısından bakıldığında, kitabın çok üzücü olabildiği olaylar vardı. Kadınlar ya hiç hesaba katılmamış ya da sadece kötü muamele görmüş. Yani tarih boyunca “kadın olmak” hiçbir dönemde konforlu bir pozisyon olmamış.
Berkowitz, bu hukuki saçmalıkları anlatırken hem güldürüyor hem rahatsız ediyor. Çünkü eşcinsellik gibi konular tarih boyunca tecavüzden bile daha ağır cezalandırılmış. Bu da “adalet” dediğimiz kavramın aslında kimlerin elinde nasıl şekillendiğini sorgulatıyor. Felsefi olarak da metinde güç, beden, disiplin, norm konuların hepsine değinilmeye çalışılıyor. En sağlam yanı ise doğrudan kaynaklarla konuşuyor oluşu. Mesela “Şu tarihte şu adam şu kadına şunu yaptı, sonra şu ceza verildi” diye anlatıyor ve okur olarak sen de “bu kadar saçmalık nasıl yüzyıllarca sürdü?” diye sorguluyorsun. Edebi olarak ise metin hem entelektüel hem müstehcen. Mizah var ama acı bir mizah. Kitapta anekdotlar, yasal kayıtlar, dini metinler, haber makaleleri, müstehcen şiirler… ne ararsan var. En zayıf yanı ise, yer yer