Faruk.

Yüzyıl önce mi, daha az önce mi oldu, yoksa hiç mi olmadı, bilinmiyor. Bir oduncu işe gitme vakti geldiğinde baltasının olmadığını fark eder. Komşusunu gözler ve komşusunda tam bir balta hırsızı tipi olduğunu fark eder: bakışları, mimikler, konuşma biçimi... Birkaç gün sonra oduncu, baltasını ormanda düşürdügü yerde bulur. Komşusunu yeniden gözlediğinde, hiç de bir balta hırsızına benzemediğini fark eder: ne bakışlarıyla, ne mimikleriyle, ne de konuşma biçimiyle.
İnsan ve Toplum
Reklam
1889'da Paris uluslararası büyük bir sergiyle Fransız Devrimi'nin yüzüncü yılını kutladı. Arjantin bu organizasyona ülkenin tarımsal çeşitliğini gösteren bir sergi gönderdi. Bunların arasında, Ateş Toprakları'ndan bir yerli aile de vardı. Bunlar on bir Ona yerlisiydi. Yok olma tehlikesi altında olan bir türün nadir örnekleriydi: O yıllarda son Onalar da Winchester atışlarıyla yok ediliyorlardı. Gönderilen on bir Ona'dan ikisi yolda öldü. Hayatta kalanlar demir kafeslerde sergilendi. Güney Amerika Yamyamları, yazıyordu bir tabelada. İlk günler onlara yiyecek hiçbir şey vermediler. Yerliler açlıktan uluyordu. O zaman onlara bazı çiğ et parçaları atmaya başladılar. Etler dana etiydi. Kimse bu tüyler ürpertici gösteriyi kaçırmak istemiyordu. Giriş parasını ödeyip gelen seyirciler, vahşi yamyamların et yemek için pençeleriyle dövüştüğü kafesin çevresini tıkış tıkış dolduruyordu. İnsan Hakları Bildirisi'nin ilk yüz yılı böyle kutlandı.
Hukuk ve Toplum
1999 yılının sonlarında, Uruguay devlet başkanı Kuzey Pınar bölgesinde bir okulun açılışını yaptı. Yoksul ve emekçi insanların yaşadığı bir mahalle söz konusu olduğu için, otoritenin bir numaralı adamının varlığıyla bu sivil eylemi yüceltmesi gerekiyordu. Başkan televizyon kameralarının eşliğinde gökyüzünden, bir helikopterle geldi. Konuşmasında ülkenin çocuklarına övgüler düzdü, onlar bizim en değerli sermayemizdi; eğitimin önemini göklere çıkardı, eğitim bu rekabetçi dünyada en karlı yatırımdı. Ardından ulusal marş çalındı ve gökyüzüne renkli balonlar salındı. O zaman, törenin doruk noktasında, başkan her öğrenciye bir oyuncak hediye etti. Televizyon her şeyi canlı yayınladı. Kameralar işlerini bitirince, başkan gökyüzüne geri döndü. Ve okulun yetkilileri dağıtılan oyuncakları toplamaya koyuldu. Onları çocukların elinden almak kolay olmadı.
Siyaset & Politika
Avrupa, Kara Afrika'yı uygarlaştırma nezaketini göstermişti. Haritasını parçalamış, parçalarını yutmuştu; altınını, fildişini ve elmaslarını çalmıştı; en güçlü oğullarını köle pazarlarında satmıştı. Avrupa, siyahların eğitimini tamamlamak için ceza ve ibret olsun diye, pek çok askeri işgal ikram etmişti onlara. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Britanyalı askerler, Benin Krallığı'nda bu pedagojik operasyonlardan birini gerçekleştirdi. Kanlı kıyımdan sonra, yangından hemen önce ganimeti götürdüler. Afrika sanatının en büyük koleksiyonuydu: Onlara hayat veren, onları esirgeyen tapınaklardan sökülmüş bir sürü heykel ve maske. Bu eserlerin bin yıllık geçmişi vardı, karmaşık güzellikleri Londra'da azıcık merak ve sıfır hayranlık uyandırdı. Afrika hayvanat bahçesinin meyveleri, yalnızca bazı eksantrik koleksiyoncuları ve ilkel geleneklere yönelmiş müzeleri ilgilendiriyordu. Ama Kraliçe Viktorya, ganimetleri açık artırmaya çıkarınca elde edilen gelir, askeri operasyonun bütün masraflarını karşılamaya yetti. Böylece Benin Sanatı, bu sanatın doğup gerçekleştiği krallığın yağmalanmasını finanse etti.
Siyaset & Politika
Bin yıl önce, İran sultanı kararını bildirdi: -Ne kadar lezzetli. Daha önce hiç patlıcan tatmamıştı ve patlıcanı yuvarlak dilimler halinde, zencefil ve Nil nehrinden otlarla çeşnilenmiş olarak yiyordu. O zaman, sarayın şairi patlıcanı göklere çıkardı, ağızda zevk verir, yatakta mucizeler yaratırdı, çünkü aşk zaferleri için kaplan dişi tozundan ve rendelenmiş gergedan boynuzundan bile daha etkiliydi. Birkaç lokma sonra sultan: -Ne iğrenç, dedi. O zaman, saray şairi aşağılık patlıcana lanetler yağdırdı, insanın midesine cezaydı, kafayı kötü düşüncelerle doldurur, erdemli insanları esrikliğin ve deliliğin uçurumlarına sürüklerdi. -Az önce patlıcanı cennete götüren de sendin, şimdi cehenneme gönderen de, diye yorum yaptı kurnazın biri. O zaman, bir kitle iletişim araçları peygamberi olan şair, her şeyi yerli yerine koydu: -Ben sultan erkânındanım, patlıcan erkânından değil.
Siyaset & Politika
Reklam