📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Orta sınıf bazen göz önünden uzaklaştırılamayan hemcinslerinin rahatsız edici görüntülerine katlanmak zorunda kalıyor. Eskiden televizyonda sansür nedeniyle kadınların göğsü çıplak gösterilmezdi. Bir istisnayla: Afrikalı kabile üyesi kadınlar söz konusu olduğunda bu sansür işlemezdi. Sadece onların "doğal" halleri öyle olduğu için değil, ama aynı zamanda açıkça söylenmese de onların pek de insanlık ailesinin mensubu sayılmayan "yamyamlar" olması nedeniyle. Kentli orta sınıf belden yukarısı ve ayakları çıplak bir halde kamyondan fırına sırtında un çuvalı taşıyan hamallara, kentin merkezindeki inşaatlarda, hafriyat işlerinde yarı çıplak bir şekilde çalışan amelelere, üzerlerindeki paçavraların vücutlarının mahrem yerlerini örtmeye yetmediği dilencilere ve sokakta yaşayanlara da benzer bir gözle bakar.
"Kötü görüntü" düzen, otorite ve hiyerarşi düşkünü kentli orta sınıfı yaşadığı mekâna ilişkin olarak da rahatsız ediyor. Çirkin bir görüntü oluşturuyorlar diye üzeri ahşapla kaplanan (bu nedenle evi de yeterince ısıtması engellenen) radyatörler, bir türlü komşuların önüne çıkarılmayan evin özürlü kızı, üzerindeki pürüzlere katlanılamadığı ve temizlemesi kolay olduğu için saten alçı ve boya yapılan duvarlar, penceresi diğer odalarınkinden daha küçük ve tavana yakın, evin dikkat çekmeyen köşelerinde bulunan hizmetçi odaları, binadaki sosyal hayat alanının dışındaki bodrum katlarında yaşayan ve adlarına efendi eklenerek hitap edilen kapıcılar.
HOŞA GİTMEYENİN, vitrinin görüntüsünü bozanın göz önünden uzaklaştırılması iktidarın toplumun geniş kesimlerince de benimsenen uygulamalarından biridir. Fransa'da son yıllarda evsizler turistler karşısında kötü bir görüntü oluşturmasınlar diye şehir dışındaki toplama kamplarına sürülüyor. İstanbul'da sokak çocuklarının zaman zaman polis tarafından toplanıp şehirden çok uzak yerlerde bırakıldıklarını biliyoruz. İstanbul'da Habitat toplantısının yapıldığı dönemde "başı boş" dolaşan kedi ve köpekler de birdenbire göz önünden "uzaklaştırılmıştı". Öte yandan kapitalizm ekonomik olarak baskı altına aldığı yoksulları kentin varoşlarında, gettolarda yaşamaya mecbur bırakıyor. Orta sınıf adını bile duymadığı tepe ve mahalle isimlerini taşıyan otobüslerin içindeki yoksullara kuşkuyla bakıyor.