Haberi getirdiklerinde, Emir Fahreddin hamamdaydı. Şaşkına dönen emir, zırh veya örme gömlek giymeden eyerine adadığı gibi ne olup bittiğine bakmaya gitti. Bir düşman birliğinin saldırısına uğrayıp öldürüldü. Frenklerin kralı şehre girip sultanın sarayına kadar geldi; askerleri sokaklara yayılırken Müslüman askerler ve ahali çareyi karmakarışık bir halde kaçışmakta arıyorlardı. İslam ölümcül bir darbe yemiş gibiydi ve Frenkler tam zaferin meyvesini toplayacaklardı ki, Memluk Türkleri yetişti. Düşman sokaklara dağılmış olduğu için, bu atlılar yiğitçe saldırıya geçtiler. Frenkler her yerde baskına uğrayıp ya kılıçtan geçirildi ya da gürz darbeleriyle can verdiler. Gün başlarken güvercinler Kahire'ye Frenklerin saldırısını haber veren bir mesaj getirmişler, ama sonra savaşın sonucunailişkin hiçbir yeni haber çıkmamıştı; bu yüzden endişe içindeydik. Şehirde ertesi güne kadar keder hüküm sürdü, sonra Türk aslanlarının zafer haberieri geldi. Kahire sokakları bayram yerine döndü
Anlatacağım olaylar öyle korkunç ki, yıllar boyunca onlardan bahsetmekten kaçındım. Ölümün, İslam ve Müslümanlar üzerine çöktüğünü haber vermek kolay değil. Ah! Keşke anam beni dünyaya getirmeseymiş, ya da keşke tüm bu felaketlere tanık olmadan ölüp gitseymişim. Bir gün Allah Âdem’i yarattığından beri Yeryüzü’nün böyle bir felaket yaşamadığı söylenirse, hiç tereddütsüz inanın, çünkü hakikat budur. Tarihin en meşhur dramları arasında, genellikle Nabukodonosor’un İsrailoğulları’nı katletmesi ve Kudüs’ün yıkılması sayılır. Ama şimdi yaşananlar yanında bu hiç birşeydir
Doğudan Moğolların -Tatarlar- ve batıdan da Frenklerin saldırısına uğrayan Müslümanlar, hiç bu kadar tehlikeli bir duruma düşmemişlerdi. Onların imdadına ancak Allah yetişebilir.
İbnü’l-Esir
El-Kâmil öldükten sonra yaşanan kaçınılmaz veraset savaşında, en-Nâsır hiç duraksamadan yeğenlerine karşı Frenklere ittifak önerir. Batıldan bu işe ikna edebilmek için de, 1243’te onların Kudüs üzerindeki haklarını resmen kabul edip hatta Müslümanları Haremüşşerif ten bile çekmeyi önerir. Uzlaşmacılıkta el-Kâmil bile bu kadar ileri gitmemiştir hiçbir zaman!
Haçlı seferiyle birlikte gelmiş bir fahişenin, patriğin tahtına oturup müstehcen şarkılar söylediği, bu arada sarhoş askerlerin komşu manastırlarda Bizanslı rahibelerin ırzına geçtikleri de anlatılır.