Şizofrenin Güncesi

Şizofrenin Güncesi
@TuranDuman
Geriуe kalan saԁece iki cümle: Eуlülԁü bir ԁüştü Gençliğime bir ah ԁa haуattan ԁüştü.
İmgelerin hızla değiştiği, şeylerin patladığı, şiddetin sıradanlaştığı, dilin giderek daraldığı bir medya ortamı içinde çocuklar; ders çalışmak, kitap okumak veya düşünmek gibi yavaşlık ve dikkat gerektiren eylemleri yapamaz hale geliyorlar.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Sosyoloji
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Medyada ‘anormal’ içerik arttıkça, sosyal ‘kabul görme’ de artıyor. Gerçek dünya, ekran gibi görülüyor ve bununla birlikte insan davranışları ve sosyal normlar değişiyor.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Sosyoloji
Medya yöneticileri için hava hoş, “Düğmeyi kapatın ve çocuklarınızı sunduğumuz zararlı etkilerden koruyun” diyorlar. Oysa ekran bize sadece evimizden değil, sokaktan, işyerinden, okuldan ve soluduğumuz havadan da nüfuz ediyor. Kültürel etkiler, gözle görülmeseler de yaygın ve güçlü.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Sosyoloji
medya çağında nasıl bir anne babalığın doğru olduğunu da şaşırmış durumdayız, endüstri destekli kültür, bizi ‘çölde kaybolmuş kimseler’ gibi yönsüz ve yurtsuz bırakmış durumda.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Sosyoloji
Dünyayı aklın penceresinden gören adamlar, kendi kendilerinden gizlenir ve içlerindeki o berbat boşluğu fark etmezler. Ancak bir gün duygusal, bedensel ve manevî açıdan nasıl da fakir kaldıklarını görür ve büyük bir buhran yaşayabilirler. İşte bu, ‘erkeğin krizi’dir. Duygu kepenklerini indirmiş olan erkek, incinebilirliğinden ve ihtiyaçlarından derin bir biçimde utanç duyan kişidir. Gerçek bir ilişki kuramayan, insanlardan uzak, ruhuna dokunamadığımız, kalplerini hissedemediğimiz adamlar. Adeta yaşadıklarından utanır gibidirler, bu yüzden dışarıdan bakıldığında ceset gibi görünürler. Bu tür erkekler, evlilikte eşlerini çok yıpratırlar. İşe gider, dost canlısı görünür, sorumluluklarını harfiyen yerine getirirler. Ancak eşleri, duygusal temas yokluğundan, daha derin, kalbi ve ruhu olan bir şeylerin açlığından yakınmaya başlar. Ve ilişki, erkeğin şaşkın bakışları altında (Ona kalırsa her şey ne kadar da normaldir!) yıkılıp bozulabilir. O, gerçek bir erkek olmanın kadınlardan tamamen azade olmayı gerektirdiğini düşünür, oysa gerçek bunun tam tersidir; erkek olmak, dişiyi kabullenmek, onunla rahat olabilmek ve ona duyduğu ihtiyacı kabullenebilmek yaşayabilirler. İşte bu, ‘erkeğin krizi’dir.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Sosyoloji