Hissiyatımız üzerindeki bu bütünüyle hayırhah etkisinin bir sonucu olarak ay, zamanla bizim can yoldaşımız olur. Buna karşılık güneş asla bunu yapmaz; o tipkı yüzüne bakamadığımız bağışlan bitmez tükenmez bir velinimete benzer.
Acaba dolunayın görünümü neden böyle iyi, yatıştırıcı ve yüceltici bir etkiye sahiptir? Çünkü ay bir kavrayış objesidir, bir isteme objesi değil:
"Peşinde koşmadığımız yıldızlar, Yücelileriyle keyif verir bize."
(Goethe)
Ölen kendisininki de dahil her türlü hayatın neşet ettiği kökene göçüp gider. Bu bakış açı sından bizim hayatımız ölümden alınmış bir borç olarak görülebilir, uyku da bu durumda bu borç için her gün ödenen faiz olacaktır. Ölüm açıkça kendisinin bireyin sonu olduğunu ilan eder fakat onda yeni bir varlığın tohumu yaşamaya devam eder. Dolayısıyla ölenlerden hiçbiri ebediyen ölmez; fakat aynı zamanda doğan hiçbir şey bütünüyle ve temelli yeni bir varoluşa kavuşmaz.
bilinç nasıl ki doğrudan iradeye bağlı değil fakat zihin tarafından, zihin de organizmanın kendisi tarafından idare edi yorsa, bilincin tıpkı uyku ve her bayılma nöbetiyle sona erdiği gibi ölümle de sona ereceğine kuşku yoktur.
Her kim ki varlığının mevcut hayatıyla sınırlı olduğunu tasavvur eder o kendisinin canlı bir hiç olduğunu düşünür, otuz yıl önce hiçti, bir otuz yıl sonra yine bir hiç olacak.