İnsanin içini acıtan bir hikaye. Her anımıza şükretmemiz gerektiğini düşünüyorum. Biz ufak tefek şeylerin tasasını yaşarken birileri hayatta kalmak için mücadele ediyor.
Biz iki gün üst üste aynı gömleği giymezken, tek bir kıyafetle günlerini geçirmek zorunda kalan insanların hikayesini okumak her günümüz için şükür sebebi.
Bir kitabın daha sonuna geldim.
Biraz tarih biraz polise var konusunda. Birçoğunda olduğu gibi sıkıcı bir başlangıç yaptı. Neyse ki uzun yıllardır kitap okuduğum için ve sevdiğim bir yazar olduğu için hemen bir kenara bırakmadım kitabı. İşin garip yanıysa kitapta 2700 yıl önce yaşamış biriyle tamda bu kitaba başladığımda ki içinden çıkılmaz düşüncelerim, karmaşık duygularım, kararsız ruh halimin birebir örtüşmesiydi. Sanki aynı şeyleri aynı anda yaşayıp, düşünmüşüz gibi. Bazı cümleler kalbimi ılıttı, duygularımla hareket etmem için teşvik etti. Bazılarıysa tokat gibi çarptı yüzüme dur durduğun yerde dedi.
Müthiş alıntıların yapılabileceği sürükleyici bir kitabın sonuna gelmenin burukluğunu yaşattı
Yıllar içinde tekrar tekrar elinize almak isteyeceğiniz bir kitap, okumaktan hoşnut kalacağınız bir hikaye. Bazen tüyleriniz ürperecek, bazen gülümseyecek ve çoğunlukla da yutkunmakta güçlük çekeceksiniz okurken.
Hepimiz biraz Yusuf, biraz Muazzeziz bu hayatta. Bastıramadığımız duygular, dile getiremediğimiz düşüncelerimiz var. Yazar dönemin çarpık adalet anlayışını, toplumsal yapıyı incelerken eleştirel bir dil kullanmış.