Ahmet Türkdoğdu

Ahmet Türkdoğdu
@Turkdogduahmet
Puan vermedi·398 syf.·
2024 19. kitabı
Şizofren, Jan Forstner serisinin ilk kitabı. Kitapta baş karakterimiz bir evlilikten ve işini kaybettikten sonra doğduğu yer olan Fahlenberg'e geri döner. Ancak 23 yıl önce hiçbir iz bırakmadan kaybolan 6 yaşındaki kardeşi ve hemen ardından trajik bir şekilde ölen babasının anıları ve yaşanan belirsizlikler hem onu huzursuz eder hem de peşini bırakmaz. Kitap olay örgüsünün anlatılış tarzı ile okuru kitaba bağlayan ve heyecan uyandırıcı bir eser. Özellikle Jan'ın geçmişine bağlı kalışı daha doğrusu geçmişte yaşanan belirsizlikler ve suçluluk duygusuna karşı verdiği psikolojik mücadelenin iyi yansıtıldığını düşünüyorum. Ancak kitabın yine de eksiklikleri vardı, bana göre. Ana konunun sonuca bağlandığı yeri eksik ve yetersiz buldum. Şüphelerin tek bir kişinin üzerinde durması ve bunu açıklıkla gösterilmesi- ki ben buna rağmen yanlış kişiyi tahmin ettim- ve Jan'ın duygu durumlarının daha derin ve daha fazla okumayı tercih ederdim çünkü yaşadığı şeyler gerçekten de hiç kolay değildi. Özellikle kitabın son kısmı sıkıştırılmış ve hızlıca sonuca bağlandığını düşünüyorum. Tüm bu eksik bulduğum yönlere rağmen son kısma kadar yazar yine de tansiyonu yüksek tutuyor, anlatım şekli ve tarzı ile. Kendini okutturan, keyifli, güzel bir kitaptı. Ki bende heyecanla ve hızlı bir şekilde okudum. Wulf Dorn gerçekten de alanında başarılı eserler vermeye çalışan iyi bir psikolojik-gerilim yazarı. Eğer yazardan hiç kitap okumadıysanız ilk bu kitabı ile başlamanızı tavsiye ederim. Benim kendisinden okuduğum üçüncü kitap ve şuana kadar beni çok büyük bir hayal kırıklığına uğratmadı.
ŞizofrenWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20166,9bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·544 syf.·
2023 144. kitabı
II. Dünya Savaşı döneminde Fransa’da yaşayan iki kız kardeş, annelerini küçük yaşta yitirmiş ve babaları tarafından terk edilmiştir. Viann henüz çocukken âşık olduğu Antoine’la evlenip acı tatlı bir hayat kurmayı başarırken isyankâr Isabelle gittiği bütün okullardan ya atılmış ya da kaçmıştır. Savaş alevlenmeye başlayınca Viann’in kocası cepheye çağrılır. Yine okuldan atılan Isabelle’inse ablasının yanına gitmekten başka çaresi yoktur. Fakat iki kız kardeşin arası zaten iyi değilken savaş yüzünden daha da açılır. Isabelle direnişe katılmanın bir yolunu bularak sayısız hayat kurtaracak ve imkânsız bir aşka tutulacaktır. Yolunu gözlediği veya sonsuza dek veda ettiği sevdikleri için bahçesindeki kurumuş elma ağacına birer kurdele bağlayan Viann ise çok sevdiği kocasının yokluğunda, yabancı erkeklerin işgal ettiği bir şehirde zulme, açlığa ve korkuya göğüs gerecektir. Bazı kadınlar doğuştan cesurdur; doğru olan için savaşmak, hayat kurtarmak ve gidişatı değiştirmek uğruna kendi canlarını tehlikeye atarlar. Isabelle bu kadınlardandı… Ama bazı kadınlar da sabır ve fedakârlıklarıyla direnir, sevdiklerini koruyup kollar ve hayatı onlar için yeniden inşa eder. İşte, Viann’in hikâyesi de tam olarak böyleydi. Her duyguyu sonuna kadar ruhumuza işleyen dokunaklı bir kitap.
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,9bin okunma
Puan vermedi·352 syf.·
2023 143. kitabı
Gelelim kitaba, yine sürpriz bozan bir şeyler olmadan bahsedeceğim. Psikoterapi uzmanı Mariana, eşini yakın zamanda kaybetmiş ve hayata adapte olmaya çalışırken aldığı bir telefonda her şey alt üst olur. Zoe adlı yeğeni, Cambridge'de bir kızın acımasızca öldürüldüğünü haber verir Mariana'ya. Eski okuluna bu nedenle dönmek zorunda kalır karakterimiz. Kendince incelemeler yapar ve bir şüphelisi bile vardır. Edward Fosca üniversitede Yunan Tragedyası profesörü ve aynı zamanda "Genç Kızlar Kulübü" adlı bir hayran topluluğuna sahiptir. Mariana'nın şüphesini kanıtlamaktan, deliller bulmaktan başka çaresi yoktur. Dolu dolu, heyecanlı ve merakla okuduğum bir kitap oldu Yitik Kızlar. Sessiz Hasta'da aşina olduğumuz Theo Faber'i görmek beni sanki eski bir dostu görmek kadar sevindirdi. Sessiz Hasta'nın öncesini, Theo'ya The Grove fikrini aşılayan olayı okuduğumda yeniden kitabı hatırladım. Euripides'i, Yunan Tragedyalarını, İphigenia Aulis'i, Herakles'in Çocukları'nı ve daha fazlasını kullanarak yaratılan temayı çok sevdim. Persephone'nin ayinleri ile birleşen anlatım, tempolu bir okumaya dönüştü benim için. Son ana kadar olayları tahminde zorlandım. Ancak tabi ki Sessiz Hasta'nın yeri bende ayrı kaldı. Yazarı bilenlere de ilk kez okuyacaklara da gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,282 okunma
Puan vermedi·280 syf.·
2023 140. kitabı
Saatlerdir bu kitabı okumaya çalıştım. Kitapta Ahmet adli bir karakterimiz var. Kendisi çok takıntılı ve bazı sorunları ya da hastalıkları var diyebiliriz. Yaşadığı mevkide olan bir ölüm sonucunda gazeteci bir kadınla tanışıyor. Kadınla samimi olduktan sonra da ikiz kardeşi Mehmet'in ilgi çekici hikayesini anlatmaya başlıyor. Neyse kitap hakkında anlatacağım bu kadar. Asil önemli olan bana ne hissettirdiği. Bu kitapla ilgili çevremden ya çok beğenildiğini, ya da hiç beğenilmediğini gördüm...Ortada bir okura hiç rastlamadım... Önemli olan kitabı okurken hissettiğiniz duygu? Ben bu kitabı okurken; takıntı, aşk, kuşku, merak, şaşkınlık, polisiye, aksiyon, insan psikolojisinin bozulması sonucunda neler yaşayabileceği gibi pek çok duyguyu hissettim.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2024126,6bin okunma
Puan vermedi·112 syf.·
2023 136. kitabı
Yabancı, Fransız yazar Albert Camus'un 1942'de yayınlanan kısa bir romanıdır. Hikaye, absürdizm ve varoluşçuluk temalarını birleştirmiş ve 20. yüzyıl edebiyatının bir klasiği olarak kabul edilen bir eser. Roman “Anne bugün öldü. Ya da belki dün.” cümlesiyle başlar. Bu da aslında ölümün tek gerçek olduğu, ve hepimizin aslında bir gün unutulup gidileceğinin önemli bir giriş cümlesi olmuş. Kitapta, ilerleyen sayfalarda aslında bu cümlenin anlamını çok güzel açıklamış. “Ha 20 yıl, sonra ha 40 yıl sonra ne fark eder…” Eserde, dinin eski umutları ile katı gerçekliğin ( ölüm) soğuk arasındaki endişeleri yansıtılmış. Albert Camus'un Yabancı adlı romanı, absürtlük felsefesinin en önemli eserlerinden biridir. Roman, Meursault adlı bir adamın, bir Arap'ı öldürmesi ve ardından mahkemede yargılanması ve idamı konu edinir. Meursault, sıradan bir adamdır ve hayatın anlamsızlığına inanır. Bu nedenle, Arap'ı öldürmesini önemsemez ve mahkemede de kendini savunmaz. Meursault'nun tutumu, toplumun değerleriyle tamamen çelişir ve bu nedenle idama mahkum edilir. Yabancı, absürtlük felsefesinin temel kavramlarını ele alır. Absürtlük felsefesi, hayatın anlamsızlığını ve insanlığın bu anlamsızlık karşısındaki çaresizliğini savunur. Meursault, absürtlük felsefesinin en iyi örneğidir. Meursault, hayatın anlamsızlığını kabul eder ve bu anlamsızlık karşısında hiçbir şey yapmaz. Meursault'nun tutumu, insanın varoluşsal krizini gözler önüne serer. Yabancı, aynı zamanda, insanın özgürlüğünün önemini de vurgular. Meursault, özgür bir insandır ve kendi hayatını kendi istediği gibi yaşama hakkına sahiptir. Meursault, bu hakkını kullanır ve hayatın anlamsızlığına rağmen yaşamaya devam eder. Meursault'nun tutumu, insanın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu gösterir. Yabancı, absürtlük felsefesinin
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma