Sedef

Sedef
@Turkologsedef
Okuyorum... Yazıyorum... Çiziyorum...
Türkolog
Üniversite
49 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
“Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir."
martı yayınları
Edebiyat
Reklam
8/10
·88 syf.·
Beğendi
·
2021 43. kitabı
Korku - Stefan Zweig #kitapyorumu ..... -Zweig insan psikolojisini inanılmaz güzel çözümleyen ve anlatan bir yazardır. Bu kitabında da bu yönünü çok net görüyoruz. -Kocasını aldatan bir kadının yaşadığı vicdan azabı ve sürekli tehdit altında olması giderek psikolojisini darmadağın ediyor. Yazar bunu o kadar güzel yansıtmış siz de o korkuyu hissediyorsunuz. -Korkularımız bizi etkisi altına alan ve başka bir şey düşünmeye dahi imkan vermeyen büyük bir güçtür. İşte o korkuyu kitap boyunca hissediyoruz. -Yazarın da dediği gibi: “Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir." -Korkularımızla yüzleşmemiz ve kaçmamamız gerekir. Bu zor olsada bizi güçlü kılar çünkü kaçtıkça kendimizden uzaklaşır ve kendimiz olmayı unuturuz. Vicdan azabıyla yaşanır mı bilmem ama korkuyla yaşanmaz. Korkunun insan üzerindeki etkileri, insanın yaşamını etkilediği hikayenin içinde mevcut.
Edebiyat
KorkuStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2020124,9bin okunma
"Bütün yalnızlar gibi özgür ve bütün özgürler gibi yalnızız."
indigo kitap
Edebiyat
"İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum."
indigo kitap
Edebiyat
9/10
·96 syf.·
Beğendi
·
2021 42. kitabı
-1920'li yılların sonunda yazılmış olan kitabın bazı kısımlarında siyasi göndermeler yapıldığını düşünüyorum.Örneğin yemek masasındaki tartışmanın sebebi yazarın da belirttiği gibi birbirine düşman dünya görüşlerinin öfke içeren zıtlıklarını ortaya koyma isteği olabilir. Ayrıca İngiliz Mrs.C hakkında bahsi geçen, "Varlığı hissedilmese de, hepimiz üzerinde özel bir güce sahipti." söylemi bence çok şey ifade ediyor bu konuda. Zweig'ın diğer eserlerinde de isimlerin net olarak verilmediği açıkça görülür. -Farklı bir bakış açısı olarak, kumar masasında olanları savaşın tarafları gibi düşünürsek, savaşı kimse kazanamıyor. Çünkü her zaman ihtimaller kumarhane lehinde olduğu için kumarhane kazanıyor. İşte belki Zweig'de kumar üzerinden savaşmanın saçmalığını böyle bir betimlemeyle bize anlatmış olabilir. Bir krupiyer var, tamamen ruhsuz. Sadece işini yapıyor, ruleti döndürüyor ve savaşı başlatmış oluyor. Bu savaş için de insanlar her şeyini verip sonucunda da yine her şeyini kaybetmiş oluyorlar. Zaten Zweig'de Satranç kitabında olduğu gibi insanların psikolojik hegemonyasını siyasi konularla rahatlıkla birleştirebilecek türden bir yazar. -Genel yargı şudur ki, herkes kendi cinsinin hissettiklerini, davranışlarını anlamaya daha yatkındır. Bir kadın bir başka kadının içinde bulunduğu durumu, yaşadıklarına verdiği tepkileri daha iyi anlayabilecekken bir erkek de hemcinsini kadınlara oranla daha iyi anlayacaktır. İşte, Stefan Zweig bu noktada önemli bir şey yapıyor. Ana karakterlerini kadınlardan oluşturan Zweig, karşı cinslerinin zihinlerine çıktığı yolculuklarını, bir erkek olarak kadını, kadınların hayatının belirli dönemlerini başarılı bir şekilde ele alıp, cümlelere döküyor.
Edebiyat
Bir Kadının Yaşamından 24 SaatStefan Zweig · İndigo Yayınları · 2017151bin okunma