Aradan seneler geçti.Yabancı bir şehirde,yabancı bir otel odasında,sırf bitip tükenmeyecek gibi görünen bir gecenin yalnızlığına karşı koymak için,hatıralarımı yazmaya başladığım bu saatte bir elim yine aynı küçük çocuk tavrıyla saçlarımı çekiştiriyor,gözlerimin üstüne indirmeye uğraşıyor.
Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın...
Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...
O gece ne kadar güzeldi mehtap,
Sandım ki ruhumda yükseldi mehtap,
Gönlümü yıkayan bir seldi mehtap,
Rüyada çalınmış buseler gibi.
O gece gönlüm de aya vuruldu;
İçimde küllenen ateş dirildi.
Dünyada ne varsa yere serildi,
“O” kaldı... Kalbimi seyreder gibi.
O gece sevgim coşkun ırmaktı,
Kalbimden taşarak o kalbe aktı;
...................
Gözlerime en keskin bakışla baktı:
”Ben de seni Atsız, ben de ....” der gibi...